Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/3091 E. ve 2017/5900 K. sayılı kararı uyarınca, bir sanığın, boşanma davasında eşinin eşcinsellik iddialarına delil olarak kaybolma olasılığı bulunan fotoğraf ve notları mahkemeye sunması eylemi TCK m.136/1 kapsamında suç oluşturmamıştır. Kararın gerekçesindeki 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı' yorumunu ve hukuka uygunluk nedenleri bağlamındaki yerini açıklayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu kararı, sanığın eyleminin TCK m.136/1 kapsamındaki suçu oluşturmadığına hükmetmiştir. Karar, sanığın 'kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının, eşinin güven sarsıcı olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı' gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu yorum, ceza hukukundaki 'kast' (manevi unsur) ve 'hukuka uygunluk nedenleri' (özellikle hakkın kullanılması - savunma hakkı TCK m.26/1) prensipleriyle ilişkilidir. Bireyin, kendisini hukuki bir süreçte savunmak amacıyla, başka yollarla elde edemediği ve kaybolma riski taşıyan delilleri sunması, hukuka aykırı bir kastın varlığını ortadan kaldırabilir. Bu durum, özel yaşamın gizliliği ve kişisel verilerin korunması ile adil yargılanma ve ispat hakkı arasındaki hassas dengeyi göstermektedir.