Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/22994 E. ve 2015/2630 K. sayılı kararı uyarınca, sanığın, katılan ve eski eşi Ş. arasında gerçekleşen telefon arama kaydı dökümlerini (içerik bilgisi olmaksızın) katılanın akrabalarına göndermesi eylemi neden 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' değil de, TCK m.136/1 kapsamındaki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturmuştur? Ayrıca, bu eylemde 'zincirleme suç' hükmü nasıl uygulanmıştır?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu kararı, arama kaydı dökümlerinin, sadece aramaların tarih, saat ve süre bilgilerini içerip, konuşma veya mesajlaşma içeriklerine dair bilgi bulunmaması karşısında, TCK m.132'deki 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçunu değil, TCK m.136/1'de düzenlenen 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. 'Haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçu, daha çok haberleşmenin 'içeriğinin' gizliliğini korurken, arama dökümleri 'kişisel veri' niteliğindedir. Ayrıca, sanığın 'birbirine yakın zaman dilimi içerisinde ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında', katılanın arama kayıtlarını birden fazla kişiye vermesi eyleminde, TCK m.43/1 gereğince 'zincirleme suç' hükmünün uygulanarak temel cezada artırım yapılması gerektiği gözetilmediğinden hüküm bozulmuştur. Bu karar, aynı türden birden fazla kişisel veri ihlali eylemi olması halinde zincirleme suç hükmünün uygulanacağını göstermiştir.