Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/751 E. ve 2022/3900 K. sayılı kararı uyarınca, iddiaya konu sanıkla katılan arasındaki ilişkinin varlığını gösteren fotoğrafların, daha önce katılanın rızasına uygun olarak sosyal medyada yayımlanmış olması durumunda, bu fotoğrafların sanık tarafından tekrar yayımlanması eylemi TCK m.136/1 kapsamında nasıl değerlendirilmiştir? Bu olayda 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunun uygulanmamasının gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #22465

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu kararı, söz konusu fotoğrafların daha önce katılanın rızasına uygun olarak sosyal medyada yayımlanmış olması nedeniyle, 'katılanın özel yaşam alanına ilişkin ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte görüntüler olarak değerlendirilemeyeceğini' belirtmiştir. Yani, fotoğraflar 'özel hayat' niteliğini kaybetmiştir. Ancak, bu fotoğrafların 'kişisel veri' niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Sanığın, katılana ait kişisel veri niteliğindeki fotoğrafları, katılanla ilişkilerinin devam ettiği algısı doğuracak biçimde ve katılanın rızasına aykırı şekilde tekrar yayımlaması eyleminin, TCK m.136/1'deki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturduğuna dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararının kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu karar, bir fotoğrafın 'özel hayat' kapsamında olmasa dahi 'kişisel veri' olarak korunabileceğini ve rızasız tekrar yayınlanmasının TCK m.136 kapsamında suç teşkil edeceğini ortaya koymaktadır.