Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/894 E. ve 2020/845 K. sayılı kararı uyarınca, mağdurların günlük kıyafetleriyle çekilmiş fotoğraflarının ve kişisel bilgilerinin hukuka uygunluk nedenleri bulunmaksızın farklı sosyal medya hesapları üzerinden zincirleme şekilde yayımlanması eyleminin hukuki nitelendirmesi nasıl yapılmıştır? Bu olayda 'hakaret' suçundan ayrıca mahkumiyet kurulmamasının gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #22460

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu kararı, mağdurların günlük kıyafetleriyle çekilmiş fotoğraflarının ve kişisel bilgilerinin (adı, soyadı, medeni hali, yaşadığı şehir) özel hayat kapsamına girmediğini ancak 'kişisel veri' niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Sanığın, bu kişisel verileri hukuka aykırı yöntemle farklı facebook hesapları üzerinden yayımlaması eylemini, CMK m.226 uyarınca ek savunma hakkı tanınıp TCK m.136/1 ve 43/1 (zincirleme suç) madde ve fıkralarının mağdur sayısınca uygulanması ihtimaline binaen değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, mağdur Zeynep'e yönelik hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen ibarelerin sahte facebook hesapları açıldığı esnada ve mağdurlara ait fotoğrafların kullanıldığı sayfada yazılmış olması nedeniyle TCK m.44/1'deki 'fikri içtima' kuralı uyarınca hakaret suçundan ayrıca mahkumiyet hükmü kurulamayacağını belirtmiştir. Yani, aynı fiille (kişisel veri yayımı) birden fazla suç (kişisel veri yayma ve hakaret) oluştuğunda, fikri içtima gereği en ağırından (TCK m.136) ceza verileceği için, hakaret suçundan ayrıca hüküm kurulmaması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, hukuki nitelendirmenin ve içtima kurallarının hassasiyetini göstermektedir.