Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/5027 E. ve 2018/968 K. sayılı kararı uyarınca, bir sanık hakkında 'yağma' suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, kanıtların takdirinde ve vasıflandırmada yanılgıya düşülerek 'yağmaya teşebbüs' ve 'hırsızlık' suçlarından hüküm kurulması neden bozma nedeni yapılmıştır? CMK m.170 ve 225'in bu konudaki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #22448

Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin bu kararı, sanıkların eyleminin bir bütün halinde 'silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, geceleyin tamamlanmış yağma' suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Ancak yerel mahkeme, eylemi 'yağmaya teşebbüs' ve 'hırsızlık' olarak nitelendirmiştir. Yargıtay, kanıtların takdirinde ve vasıflandırmada yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasını bozma nedeni yapmıştır. Bu durum, CMK m.170'in (Kamu davasını açma görevi) getirdiği 'iddianamede olayın anlatılış biçiminin esas alınması' ilkesi ve CMK m.225/1'in (Hükmün konusu ve davasız yargılama olmaz ilkesi) bir ihlalidir. Zira mahkeme, iddianamede anlatılan fiilden dışarı çıkarak veya fiili yanlış vasıflandırarak hüküm kuramaz. Sanıkların 'yenilenen kasıtlarının bulunmadığı, eylemlerin kesintisiz olarak devam ettiğinin' kabul edilmesi, fiilin tek bir yağma suçunu oluşturduğu anlamına gelir ve bu bütünlüğün parçalanarak ayrı suçlardan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.