Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/10243 E. ve 2017/7042 K. sayılı kararı uyarınca, mağdura ait vesikalık fotoğrafın kahvehanede yere atılması eylemi, suç vasfı açısından neden 'özel hayatın gizliliğini ihlal' değil de 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturmuştur?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu kararı, vesikalık fotoğrafların mağdurun özel yaşam alanına ilişkin olmaması karşısında, bu eylemin TCK m.134'teki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturmadığını belirtmiştir. Zira özel hayatın gizliliği, kişinin gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, mahrem yaşantısını veya istenildiğinde sınırlı kişilere açıklanan özel bilgilerini kapsar. Vesikalık fotoğrafın bu nitelikte olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, mağdura ait 'kişisel veri' niteliğinde olan fotoğrafı onun rızasına aykırı şekilde yayan sanığın eylemi, TCK m.136'daki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturmuştur. Mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşülerek özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet hükmü kurması kanuna aykırı bulunarak bozulmuştur. Bu karar, fotoğrafın 'özel hayat' niteliğini taşımasa da 'kişisel veri' olarak korunabileceğini ve hukuki nitelendirmenin önemini vurgulamaktadır.