Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2037 E. ve 2017/5409 K. sayılı kararı uyarınca, HSYK üyesi bir şüphelinin 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan yargılanmasında, suçun 'mütemadi' (kesintisiz) niteliği ve şüphelinin HSYK üyeliğinin sona ermiş olmasının görevli mahkemeyi nasıl etkileyeceği hususundaki değerlendirmeleri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #22407

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bu kararı, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçunun mütemadi (kesintisiz) bir suç olduğunu, yani fiilin icrasının süreklilik arz ettiğini ve failin örgütten hukuki veya fiili olarak ayrılmasıyla sona ereceğini belirtmiştir. Şüphelinin yakalanma tarihi itibarıyla HSYK üyeliğinin sona ermiş olması, suçun temadisinin kesildiği tarih olarak kabul edilmiştir. Karar, TCK m.314'te düzenlenen örgüt üyeliği suçlarının niteliği itibarıyla 'görev suçu' kapsamında değil, 'kişisel suç' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ancak, HSYK üyelerinin görevlerini icra ettikleri sırada işledikleri suçlar yönünden özel kovuşturma teminatının (Anayasa m.148/6, 6087 SK m.38) görevden ayrıldıktan sonra da devam ettiği kabul edilmiştir. Bu nedenle, yerel Cumhuriyet Başsavcılığının iddianame düzenleme yetkisinin bulunmadığı, soruşturma evrakını fezlekeye bağlayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerektiği ve yargılama görevinin Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğu sonucuna varılarak, görevli olmayan mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamenin iadesi kararı hukuka uygun bulunmuştur.