TCK 125'teki hakaret suçunda, 'ifade özgürlüğü' ve 'basın özgürlüğü' (Anayasa 25, 26, 28; AİHS 10) arasındaki dengeyi ve bu özgürlüklerin 'devlet sırrı' veya 'gizli bilgiler' gibi sınırlamalarla ilişkisini değerlendiriniz. Yargıtay'ın 'haberin sınırları aşılmaksızın' yapılan yayınları suç saymamasının nedenlerini açıklayınız.
İfade ve basın özgürlüğü, demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır ve Anayasa (25, 26, 28) ile AİHS (10) tarafından güvence altına alınmıştır. Ancak bu özgürlükler mutlak değildir ve Anayasa 26/2'de 'millî güvenlik; kamu düzeni, kamu güvenliği... devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması' gibi amaçlarla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı, basın özgürlüğünün bu sınırlamalarını vurgulamıştır. TCK 285/6'da yer alan 'Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz' hükmü, basın özgürlüğü ile soruşturmanın gizliliği arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar. Bu madde, gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirirken, hukuka uygunluk çerçevesinde kalmalarını ve sır niteliğindeki bilgileri veya masumiyet karinesini ihlal etmemelerini bekler. Eğer haber, 'haber verme sınırları'nı aşar, yani devlet sırrı niteliğindeki bilgiyi hukuka aykırı şekilde temin eder veya açıklar ya da soruşturmanın gizliliğini ihlal ederse, suç oluşur. Amaç, basının denetim işlevini yerine getirirken keyfi veya zararlı eylemlerden kaçınmasını sağlamaktır.