TCK 116'daki konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, 'hırsızlık amacıyla' bir konuta girilmesi durumunda, suçun hukuki vasfının değişip değişmeyeceğini ve bu durumda 'hırsızlık' suçuna (TCK 141, 142) teşebbüs veya tamamlanmış halin oluşumunu değerlendiriniz. Ayrıca, ceza tayini ve içtima kurallarını açıklayınız.
TCK 116'daki konut dokunulmazlığının ihlali suçu, hırsızlık suçundan bağımsız bir suçtur. Failin hırsızlık kastıyla bir konuta girmesi durumunda, bu eylem hem hırsızlık suçunun (teşebbüs veya tamamlanmış) hem de konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşmasına neden olur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/136 E., 2017/136 K. sayılı kararı bu konuyu netleştirmiştir. Kararda, 'kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza kuralı gereği, hırsızlık suçunu işlemek için başkasının konutuna girilmesi... halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmetmek gerekir' denilmiştir (TCK 142/4 gerekçesi). Dolayısıyla, faile hem hırsızlık suçundan hem de konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ayrı ayrı ceza verilir (gerçek içtima). Örneğin, Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/6697 K. sayılı kararında, sanıkların işyerine kapı camını kırıp girmesi ve televizyon çalması olayında hem hırsızlık hem de işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir. Hırsızlık suçu tamamlanamasa bile (teşebbüs), konut dokunulmazlığının ihlali tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış olabilir ve her iki suç için ayrı ayrı değerlendirme yapılır.