TCK 327'de geçen 'gizli kalması gereken bilgiler' kavramında, yetkili makamlarca 'sır' niteliği taşıdığına dair resmi açıklama veya belge bulunmaması durumunda suçun oluşup oluşmayacağını Yargıtay kararları doğrultusunda değerlendiriniz. Özellikle, devletin 'zımni iradesi'nin bu konuda yeterli olup olmadığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223981

TCK 327'de suçun konusunu oluşturan bilginin 'niteliği itibarıyla gizli kalması gereken' bir sır olması gerekir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı, bir şeyin sır olabilmesi için 'devletin bu şeyin sır olarak saklanması hususunda sübjektif iradesi' olması gerektiğini belirtir. Bu bilginin sır niteliği taşıması için önceden resmi makamlarca açıklanması gerekmez. 'Devletin o bilginin gizliliği konusundaki zımni iradesi yeterlidir.' Yani, bir bilginin resmi olarak 'gizli' damgası taşıması veya yetkili makamlarca açıkça gizli olduğunun belirtilmesi mutlak bir şart değildir. Eğer bilginin mahiyeti gereği devletin güvenliği veya siyasal yararları açısından gizli kalması zorunluysa, devletin bu yöndeki zımni iradesi sır vasfının oluşması için yeterlidir. Bu durum, özellikle hassas operasyonel bilgiler veya dış politika stratejileri gibi, doğası gereği gizli olması gereken ancak resmi bir sınıflandırma yapılmamış olabilecek bilgiler için geçerlidir. Mahkeme, bilginin objektif ve sübjektif sır şartlarını birlikte değerlendirerek nihai kararı verir.