TCK 327 ve 328'deki suçlarda, 'meşru savunma' (TCK 25) hükmünün bir hukuka uygunluk nedeni olarak uygulanabilme imkanını değerlendiriniz. Özellikle, 'devletlerin hayatiyetlerine yönelik saldırı ve tehditler karşısında meşru savunma durumu'nun hukuki mahiyetini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223974

TCK 327 ve 328'de düzenlenen suçlar, Devletin güvenliği ve siyasal yararlarını korumayı amaçlar. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı, 'Devletler de insanlar gibi hayatiyetlerine yönelik saldırı ve tehditler karşısında meşru savunma durumunda kalabilirler' ilkesini kabul etmiştir. Bu durumda olan devletlerin saldırıyı/tehlikeyi def etmek üzere orantılı biçimde müdahalede bulunmaları veya karşılık vermeleri, hem ulusal (TCK 25) hem de uluslararası düzeyde (Birleşmiş Milletler Antlaşması m.51) bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul görmektedir. Kararda, somut olayda (MİT tırları olayı) terör örgütlerine silah temin edildiği iddiasının somut dayanağı olmadığı ve Türkiye'ye yönelik açık ve yakın tehdidin gerçekleşmesinden önce meşru savunma durumunda kalan devletin, yetkili organları marifetiyle halin gereklerine uygun, orantılı ve önleyici tedbirleri almak hakkına sahip olduğunda kuşku duymamak gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, devletin varlığına yönelik bir tehdit karşısında, gizli bilgilerin temin edilmesi veya açıklanması eylemi, eğer meşru savunma kapsamında değerlendirilebilirse, hukuka uygun hale gelebilir. Ancak bu, çok istisnai ve sıkı şartlara bağlıdır.