TCK 116'daki konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, 'işyeri' tanımının kapsamını İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'ndaki tanımlarla karşılaştırarak açıklayınız. Bu tür yerlerin 'metruk' olması durumunda hukuki vasıflandırmanın nasıl değiştiğini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223971

TCK 116/2'deki 'işyeri' tanımı, genel hukuk ve iş hukuku bağlamında farklılıklar gösterebilir. İş Kanunu (m.2) ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.3/h) işyerini, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi ve maddi olmayan unsurlarla işçinin/çalışanın birlikte örgütlendiği birim olarak tanımlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/777 E., 2016/264 K. sayılı kararı, TCK 116 bağlamında işyerini 'esas olarak belirli bir zaman dilimi içinde ya da sürekli, sınaî, sanatsal, bilimsel ve benzeri amaçlara hizmet eden, sabit ya da sabit olmayan kapalı işletme veya satış yerleri' şeklinde açıklamıştır. Önemli olan, bir faaliyetin icrasına tahsis edilmiş veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olmasıdır. Ancak, 'metruk bir halde bulunan, ileride konut ya da işyeri olarak kullanmak amacıyla inşa veya tanzim edilen veya yapımı bitmiş ancak henüz içine girilmemiş ya da kiracısının çıkmış olması nedeniyle boş bulunan bir yer ise, konut dokunulmazlığının ihlali suçları bakımından işyeri veya ev olarak kabul edilemez.' Bu, suçun koruduğu hukuki değerin (kişi hürriyeti ve sükunu) mevcut bir faaliyetle veya yaşamsal alanla ilişkili olmasını gerektirdiğini gösterir. Metruk bir yer, bu hukuki değeri barındırmadığından, ona izinsiz girilmesi TCK 116 kapsamında suç teşkil etmez, ancak başka suçları (örn. hırsızlık, mala zarar verme) oluşturabilir.