TCK 327'de geçen 'gizli kalması gereken bilgiler'in daha önce kısmen açıklanmış veya yayına konu olsa da, halen 'sır' vasfını koruyup koruyamayacağını Yargıtay'ın 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı doğrultusunda değerlendiriniz. Bilginin 'kapsam ve niteliği'nin bu belirlemedeki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223958

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı, 'gizli kalması gereken bilgiler'in sır vasfını koruyup korumadığı hususunda önemli bir ayrım yapmıştır. Karara göre, eğer bilgi temin edildiği sırada sır olma vasfını kaybetmiş, yani açıklanmış veya herkes tarafından bilinen bir husus haline gelmiş ise, artık sır olmaktan çıkacağından temini suç oluşturmaz. Ancak, 'rivayet, tahmin, şayia gibi hususlar bilginin sır olma vasfını ortadan kaldırmayacağı gibi daha önce kısmen açıklansa ya da yayına konu olsa da, kapsam ve niteliği itibariyle devletin güvenliği veya siyasal yararlarını koruma kabiliyetini muhafaza eden bilginin halen 'sır' vasfını muhafaza ettiği' kabul edilir. Bu durum, bilginin yüzeysel olarak bilinmesi ile tüm detaylarının ve içeriğinin bilinmesi arasındaki farkı vurgular. Örneğin, MİT tırları olayında, daha önce Aydınlık Gazetesi'nde çıkan haberden farklı olarak, Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan ve 'tamamen farklı nitelikte ve faaliyetle ilgili tüm ayrıntıları içeren' bilgi ve belgelerin halen sır vasfını koruduğu kabul edilmiştir. Bu, bilginin 'kapsam ve niteliği'nin, sır olma vasfının devam edip etmediği konusunda belirleyici olduğunu göstermektedir.