TCK 312'de düzenlenen 'Hükûmete Karşı Suç'un maddi ve manevi unsurlarını açıklayınız. Özellikle, 'cebir ve şiddet' unsurunun hukuki mahiyetini ve 'manevi cebir' kavramının Yargıtay'ın 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı doğrultusunda nasıl yorumlandığını tartışınız.
TCK 312, 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye' ceza öngörür. Maddi unsur, cebir ve şiddet kullanarak bu amaçları gerçekleştirmeye teşebbüs etmektir. Suç, teşebbüs suçu olup neticenin gerçekleşmesi aranmaz, ancak elverişli eylemlerin varlığı gerekir. Manevi unsur ise kasttır, yani hükûmeti ortadan kaldırma veya görevlerini engelleme amacıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı, 'cebir ve şiddet' unsurunun fiziki/maddi cebir olduğunu netleştirmiştir. Kararda, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, 1930 Faşist İtalyan Ceza Kanunu'nda çıkarılan cebir unsurunun, 1947'de yeniden eklenmesi örnek gösterilerek, 'cebir'in fiziki/maddi bir zorlama anlamına geldiği vurgulanmıştır. 'Manevi cebir' kavramı ise (örn. kamu gücünün kötüye kullanılmasıyla hükûmetin görevini engelleme), meşru siyasi iktidarın yargılanmasına gerekçe arayan 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası ortaya çıkan ve özgürlükçü çağdaş demokratik hukuk devletinde savunulabilir bir tarafı olmadığı belirtilerek reddedilmiştir. Bu nedenle, fiillerin maddi cebir içermemesi ve amaç suç bakımından elverişli/vahim eylem kapsamında bulunmaması durumunda hükûmete karşı suç oluşmayacağı kabul edilmiştir (örn. gazetecilerin haber yapması).