TCK 327'de suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgelerin devlet sırrı olarak korunamayacağı yönündeki gerekçe hükmünün, CMK 125/1 ve 125/3 ile ilişkisini ve bu konudaki Yargıtay yorumunu değerlendiriniz. Maddi ceza hukuku ve yargılama hukuku açısından bu ayrımın önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223917

TCK 327 gerekçesinde, 'suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgeler, bir hukuk toplumunda hiçbir surette devlet sırrı olarak koruma altına alınamaz' denilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 125/1. maddesi de 'bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler, devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz' hükmünü içerir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 E., 2018/604 K. sayılı kararı, bu hükümlerin yorumunda önemli bir ayrım yapmıştır. Karara göre, gerek CMK 125/1 gerekse TCK 327 gerekçesindeki vurgu, maddi ceza hukuku bakımından bir bilginin hem devlet sırrı hem de bir suç veya suça ilişkin olabileceğine engel değildir. Aksine, bu hükümler, yargılama hukuku açısından suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgelerin, devlet sırrı olduğu gerekçesiyle mahkemeye karşı gizli tutulamayacağına yöneliktir. CMK 125/3'ün, hapis cezasının alt sınırının 5 yıl veya daha fazla olması halinde uygulanabileceğini belirtmesi de, bir suç olgusuna ilişkin delilin aynı zamanda sır olabileceğinin kabulünü gerektirir. Aksi halde, alt sınır şartının aranmasına gerek kalmazdı. Dolayısıyla, bir fiilin suç teşkil edip etmediği, sır niteliğinden bağımsız olarak hukuki değerlendirmeye tabi tutulmalıdır, sır statüsü yargılamayı engelleyici bir perde olamaz.