Taksirle öldürme suçunda (TCK 85) 'kaza' veya 'tesadüf' kavramlarının hukuki mahiyetini ve taksirli sorumluluktan ayıran temel ölçütleri açıklayınız. Özellikle, sonucun 'öngörülebilir' olmasına rağmen öngörülmemesi şartının bu ayrımı nasıl etkilediğini değerlendiriniz.
Taksirli suçlarda failin cezalandırılabilmesi için sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması veya öngörülmesine rağmen istenmemiş olması (bilinçli taksir) gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/75 E., 2019/75 K. sayılı kararına göre, iradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Bu durumlar 'kaza' veya 'tesadüf' olarak adlandırılır ve cezai sorumluluğu doğurmaz. Sonucun öngörülebilirliği, failin içinde bulunduğu sosyal çevre, mesleği, eğitim durumu, ortak tecrübe ve bilgi düzeyi gibi kişisel özellikler dikkate alınarak saptanır. Öngörülebilir sonuç, fiilen meydana gelen sonuç olmayıp, failin yaptığı iradi hareketin neden olabileceği benzer sonuçlardır. Sonucun bütün inceliklerinin öngörülmesine gerek yoktur, sadece genel olarak öngörülebilir olması taksirin varlığı için yeterlidir. Dolayısıyla, öngörülemeyecek bir neticeye neden olan fiil, taksirli bir fiil olarak nitelendirilemez ve failin cezai sorumluluğunu doğurmaz.