Taksirle öldürme suçunda (TCK 85) 'haksız tahrik' (TCK 29) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki tartışmayı ve Yargıtay'ın yaklaşımını açıklayınız. Özellikle, somut olayda ilk haksız davranışın sanıktan geldiği durumlarda tahrik hükmünün uygulanma koşullarını irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223899

TCK 29'da düzenlenen haksız tahrik, bir haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi durumunda ceza sorumluluğunu azaltan bir nedendir. Taksirli suçlarda haksız tahrikin uygulanıp uygulanamayacağı doktrinde tartışmalı bir konudur. Zira taksirde failin neticeye yönelik bir kastı bulunmamaktadır, tahrik ise genellikle kasten işlenen suçlarda kastın zayıflamasına yol açan bir hal olarak kabul edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/1254 E., 2018/354 K. sayılı kararında, 'somut olayda ilk haksız davranışın sanıktan geldiği, sanığın başlangıçtaki haksız davranışlarına gösterilen tepkide de aşırılık ve açık bir oransızlık bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının mevcut olmadığı sonucuna ulaşıldığından haksız tahrik hükmünün uygulanma imkânının olmadığı açık olduğundan taksirli suçlarda haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının ayrıca tartışılmasına gerek görülmemiştir' denilerek, taksirli suçlarda haksız tahrik tartışmasına girilmemiştir. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/5290 E., 2018/93 K. sayılı kararındaki karşı oyda, maktulün sanığın annesiyle aleni ve sırnaşıkça cinsel ilişkiye girmesinin 'onur kırıcı' bir durum olduğu ve bunun tahrik oluşturduğu savunularak taksirli suçlarda da tahrikin uygulanabileceği görüşü dile getirilmiştir. Bu, taksirli suçlarda tahrik tartışmasının hâlâ devam ettiğini gösterir.