TCK 116'da 'işyeri' ve 'eklenti' kavramlarının tanımını ve Yargıtay'ın bu kavramları nasıl yorumladığını, özellikle İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'ndaki tanımlarla kıyaslayarak açıklayınız. Metruk veya henüz kullanılmaya başlanmamış yerlerin 'işyeri' vasfına sahip olup olmadığını değerlendiriniz.
TCK'da 'işyeri' ve 'eklenti' kavramlarının doğrudan tanımı yapılmamış, öğretide ve uygulamada geliştirilmiştir. İş Kanunu (m.2) ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.3/h) işyerini, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi ve maddi olmayan unsurlarla işçinin/çalışanın birlikte örgütlendiği birim olarak tanımlar ve eklentileri de (dinlenme, yemek, avlu vb.) işyeri kapsamına alır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/777 E., 2016/264 K. ve 2014/287 E., 2015/433 K. sayılı kararları, bu kavramları yorumlamıştır. Buna göre, işyeri; sürekli veya belirli bir zaman dilimi içinde sınai, sanatsal, bilimsel, ticari, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan sabit veya sabit olmayan kapalı işletme veya satış yerleridir. Eklenti ise, işyerine doğrudan veya dolaylı bağlı, onun hizmetine tahsis edilmiş, onu tamamlayan mahallerdir. Metruk bir halde bulunan, ileride konut ya da işyeri olarak kullanmak amacıyla inşa veya tanzim edilen veya yapımı bitmiş ancak henüz içine girilmemiş ya da kiracısının çıkmış olması nedeniyle boş bulunan bir yer, TCK 116 bakımından 'işyeri' veya 'konut' olarak kabul edilemez. Örneğin, içerisinde herhangi bir eşya bulunmayan, ticari, sınaî, zirai ve mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilmemiş depo, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından işyeri sayılmamıştır (CGK 2014/777 K.).