TCK Madde 116/3 hükmünü, evlilik birliğinde aile bireylerinden veya ortak kullanımdaki yerlerde bir kişinin rızasının meşru amaç doğrultusunda geçerliliğini Yargıtay kararları ışığında analiz ediniz. Özellikle zina gibi gayrimeşru amaçların rızayı geçersiz kılması durumunu somut olaylarla açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223878

TCK Madde 116/3, evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşmayacağını belirtir. Ancak, bu rızanın 'meşru bir amaca yönelik olması' şartı aranır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/578 E., 2020/363 K. sayılı kararı bu fıkrayı yorumlamıştır. Karara göre, meşru amaç, hukuka aykırı olmamalı ve diğer hak sahipleri tarafından kabul edilebilir nitelikte olmalıdır. Eğer rıza açıklamaya ehil hak sahibinin gösterdiği rıza, diğer hak sahipleri tarafından zımnen ya da açıkça kabul edilmeyeceği anlaşılıyorsa veya varsayılan bir rızasızlık durumu söz konusu ise konut dokunulmazlığı suçu oluşacaktır. Örneğin, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 18.02.1942 tarihli ve 21-4 sayılı kararında ve CGK 2018/578 K.'da, bir eşin bir başkasını zina yapmak üzere konuta kabul etmesi durumunda, bu rızanın geçerli bir rıza olarak kabul edilmesinin imkansız olduğu ve bu durumda diğer eşe karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçunun söz konusu olacağı belirtilmiştir. Sanığın katılanın eşiyle gece vakti katılanın bilgisi dışında kahve içmesi gibi hayatın olağan akışına uymayan durumlar da meşru amaç olmamasının göstergesi sayılmıştır.