Hırsızlık (TCK 142/1-b) ve konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116) suçları arasındaki ilişkiyi, özellikle hırsızlık amacıyla konuta veya işyerine girilmesi durumunda suçların içtimaı sorununu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları doğrultusunda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223877

Önceki 765 sayılı TCK'da hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali bileşik suç olarak değerlendirilirdi. Ancak 5237 sayılı TCK ile bu yaklaşım değişmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/136 E., 2017/136 K. sayılı kararı bu konuyu netleştirmiştir. Karara göre, TCK 142/1-b (yürürlükten kaldırılmış ve h bendi olarak eklenmiştir) 'bina veya eklentileri içerisinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında' hırsızlığı nitelikli hal olarak düzenler; bina veya eklentiye girme şartını doğrudan bir unsur olarak aramaz. Bu nedenle, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında bina veya eklentilere girilmesi halinde, hırsızlık suçunun yanında ayrıca TCK 116'da düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu da oluşur ve fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Bu durum, TCK'nın genel prensibi olan 'kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza' kuralına uygundur. Kanun koyucu bu iradeyi TCK 142/4 (5560 sayılı Kanun ile eklenmiştir) maddesiyle pekiştirmiş, hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali suçunun işlenmesi halinde şikayet aranmayacağını belirtmiş ve gerekçesinde bu suçların ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini açıkça ifade etmiştir.