Kasten yaralama eylemi sonucunda ölüm meydana gelmesi durumunda, TCK Madde 87/4'ün uygulanabilme koşullarını ve özellikle yaralanmanın 'basit tıbbi müdahale ile giderilebilir' nitelikte olmasının hukuki vasıflandırma üzerindeki etkisini Ceza Genel Kurulu kararları doğrultusunda analiz ediniz. Bu durumda suçun taksirle öldürme suçuna dönüşüp dönüşmeyeceğini örneklerle açıklayınız.
TCK Madde 87/4, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesini ağırlaştırıcı neden olarak düzenler. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/1254 E., 2018/354 K. sayılı kararı bu maddenin uygulama koşullarını netleştirmiştir. Karara göre, TCK 87/4'ün uygulanabilmesi için failin yaralama kastı ile hareket etmesi ve mağdurun TCK 86/1 kapsamında bir yaralanmaya maruz kalmış olması gerekmektedir. Yani, yaralanmanın ağırlığı belirleyici ölçüttür. Eğer failin eylemi TCK 86/2 (kişi üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olan) kapsamında bir yaralanmaya neden olmuş ve akabinde ölüm gerçekleşmişse, TCK 87/4 uygulanamaz. Bu durumda, ölüm neticesi failin kastına dahil olmamasına rağmen, öngörülebilir bir sonuç ise, eylem TCK 85/1 ve 22/3 maddeleri uyarınca 'bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçunu oluşturacaktır. CGK'nın bahse konu kararı, 'hafif nitelikteki yaralama fiilinin tek başına ölüm neticesini meydana getirebilecek tehlikeyi içermediğini kabul etmiş olmaktadır.' şeklinde bu ayrımı netleştirmiştir. Örneğin, sanığın kalp hastası olduğunu bildiği maktulü basit bir odun sopayla darp etmesi ve maktulün kalp krizi geçirerek ölmesi durumunda, yaralama basit nitelikte olsa bile, failin maktulün hastalığını bilmesi nedeniyle ölümün öngörülebilir olması bilinçli taksirle öldürme sonucunu doğurur. (Yargıtay 12. CD 2020/865 E., 2022/1776 K.)