TCK Madde 327'de geçen 'sır' kavramını, ulusal ve uluslararası mevzuattaki yeri ve Yargıtay'ın bu kavramı belirlemedeki yetki dağılımı (yürütme vs. yargı) açısından değerlendiriniz. Ayrıca, 'suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgeler'in devlet sırrı olarak korunup korunamayacağı sorununu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223869

TCK Madde 327 Gerekçesi'nde sır, yetkili bulunmayan kişilerin hakkında bilgi sahibi olmaları hâlinde 'Devletin güvenliğinin, millî varlığının, bütünlüğünün, anayasal düzeninin veya iç veya dış siyasal yararlarının tehlikeye düşebileceği bilgiler' olarak tanımlanır. Anayasa (26/2, 28) ve AİHS (10/2) ulusal güvenlik ve devlet sırrı gerekçesiyle ifade özgürlüğünün sınırlanabileceğini belirtir. CMK 47. maddesi, açıklanması devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek bilgileri devlet sırrı sayar. Yargılama makamlarının, bir bilginin 'niteliği itibarıyla gizli kalması gereken' bir sır olup olmadığını tespit yetkisi vardır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/604 K. sayılı kararında, sırrın objektif ve sübjektif şartları (devletin sır olarak saklama iradesi ve bilginin başkaları tarafından bilinmemesi) aranır. Aynı kararda, bir bilgi veya belgenin özünde devlet sırrı olup olmadığının tayininin mahkemeye ait olduğu, hakimin bilgisi dışında teknik konularda bilirkişi dinlenebileceği ancak nihai belirlemenin hakime ait olduğu belirtilmiştir. 'Suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgeler'in devlet sırrı olarak korunup korunamayacağı hususu TCK 327 gerekçesinde 'hiçbir surette devlet sırrı olarak koruma altına alınamaz' denilerek açıkça reddedilmiştir. CMK 125/1 de bu bilgilerin mahkemeye karşı gizli tutulamayacağını belirtir. Yargıtay 16. CD 2018/604 K. bu hükümlerin yargılama hukuku açısından suç olgusuna ilişkin belgelerin gizlenemeyeceğine yönelik olduğunu, maddi ceza hukuku bakımından bir bilginin hem devlet sırrı hem de suça ilişkin olabileceğine engel olmadığını ifade eder.