Türk Ceza Kanunu'nun 327. maddesinde düzenlenen 'Devletin Güvenliğine İlişkin Bilgileri Temin Etme Suçu'nda, suçun maddi unsurunu oluşturan 'temin' kavramını Yargıtay içtihatları ve gerekçeler ışığında detaylı olarak açıklayınız. Bu bağlamda, bilginin tesadüfen elde edilmesi ile temin arasındaki farkı ele alınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223867

TCK Madde 327'nin gerekçesine göre, 'temin' kelimesi gizli kalması gereken bilgilerin öğrenilmesi için çaba göstermek, bu hususta vasıtalara başvurma gereğini ifade etmektedir. Bilgilerin bu şekilde öğrenilmesiyle suç oluşur; bunların açıklanmasına gerek yoktur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6690 Esas, 2018/604 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 'temin' kelimesinin; gizli kalması gereken bilgilerin tesadüfi öğrenilmesi dışında iradi, bilinçli ve icrai bir çaba göstererek, bu hususta vasıtalara başvurarak ya da aracılara ulaşılması suretiyle herhangi bir şekilde öğrenilmesi olarak anlaşılması gerekmektedir. Böylece bilginin doğrudan kaynağından veya nakledenden temini arasında bir fark yoktur. Mülga 765 sayılı TCK'nın 132. maddesindeki 'elde eden' tabiri yerine getirilen 'istihsal eden' ve şimdiki 'temin etme' ibaresi, tesadüfen elde edilen bilginin suç teşkil etmeyeceğini, suçun oluşumu için bilinçli bir gayretin şart olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Suç, sır olan bilginin temin edilmesiyle tamamlanır, açıklanması şart değildir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 24.02.1940 tarih 828-477 sayılı karar, Dr. Mehmet Yayla, s. 197).