Bir sanık, 'Senin gibi savcıya yazıklar olsun, hakimin dediklerini yazmışsın, benim dediklerimi yazmıyorsun' şeklinde bir ifade kullanmıştır. YCGK 2018/312 kararında, bu ifadenin neden hakaret suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir? 'Yazıklar olsun' ifadesinin hukuki niteliğini ve bu ifadenin eleştiri hakkı ile olan ilişkisini tartışınız.
YCGK 2018/312 sayılı kararında, bu ifadenin hakaret suçunu oluşturmadığı sonucuna varılmasının temel nedeni, ifadenin bir bütün olarak 'rahatsız edici ve ağır eleştiri' niteliğinde olması, ancak hakaret suçunun objektif unsurlarını taşımamasıdır. **'Yazıklar Olsun' İfadesinin Hukuki Niteliği:** 'Yazıklar olsun' ifadesi, tek başına veya cümlenin bütünü içinde, hukuken bir 'sövme' veya 'somut fiil isnadı' olarak kabul edilmez. Bu ifade, Türkçede bir 'sitem', 'kınama', 'üzüntü' ve 'memnuniyetsizlik' bildiren bir deyimdir. Muhatabın onur, şeref ve saygınlığına doğrudan saldıran, onu küçük düşürmeyi amaçlayan bir ifade değildir. Yargıtay, bu tür ifadeleri, ceza hukuku yaptırımını gerektirmeyen, ancak nezaket sınırlarını aşan 'kaba söz' veya 'ağır eleştiri' kategorisinde değerlendirmektedir. **Eleştiri Hakkı ile İlişkisi:** Sanığın ifadesi bir bütün olarak ele alındığında, ('hakimin dediklerini yazmışsın, benim dediklerimi yazmıyorsun' kısmıyla birlikte), savcının yürüttüğü soruşturma işlemine, yani ifade alma usulüne yönelik bir eleştiri içermektedir. Sanık, savcının tarafsız davranmadığını ve kendi beyanlarını tutanağa doğru bir şekilde geçirmediğini iddia etmektedir. Bu, bir kamu görevlisinin görevini yapış şekline yönelik bir eleştiridir. Kamu görevlileri, görevlerini ifa ederken eylemlerinin eleştirilmesine daha fazla hoşgörü göstermekle yükümlüdürler. Sanığın kullandığı dil kaba ve sitemkar olsa da, eleştirinin özü, savcının mesleki performansına yöneliktir. YCGK, bu ifadenin, savcının onurunu rencide etmekten çok, yapılan işleme yönelik bir memnuniyetsizliğin ve haksızlığa uğradığına dair inancın bir dışavurumu olduğu sonucuna varmıştır. İfade, somut bir rüşvet veya yolsuzluk iması gibi onur kırıcı bir isnat içermediği için, eleştiri hakkının sınırları içinde kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.