5237 sayılı TCK m. 116/3'e göre, evlilik birliğinde eşlerden birinin rızasıyla konuta girilmesi, diğer eşe karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturmaz. Bu kuralın uygulanabilmesi için aranan 'rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması' şartını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 1942 tarihli kararı ışığında, 'zina yapma' amacı açısından değerlendiriniz. Bu durumda rıza neden geçersiz sayılır?
TCK m. 116/3, eşlerden birinin rızasını, fiili hukuka uygun hale getiren bir neden olarak kabul ederken, bu rızanın geçerliliğini 'meşru bir amaca yönelik olması' şartına bağlamıştır. 'Zina yapma' amacıyla bir üçüncü kişinin konuta alınması, bu 'meşru amaç' kriterini karşılamadığı için, rıza geçersiz sayılır ve eve giren üçüncü kişi, rızası olmayan diğer eşe karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlemiş olur. Bu sonucun temelinde yatan hukuki mantık, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 1942 tarihli ve 21-4 sayılı kararında da ortaya konmuştur: 1. **Varsayılan Rızasızlık:** Bir eşin, diğer eşin kendisini aldatması (zina) amacıyla bir başkasını ortak konuta almasına rıza göstereceği, hayatın olağan akışına, genel ahlak kurallarına ve evlilik birliğinin temelindeki sadakat yükümlülüğüne (Medeni Kanun m. 185) tamamen aykırıdır. Bu durumda, rızası alınmayan eşin bu eyleme rızasının olmadığı 'aklen ve âdeten bedihîdir (apaçıktır)'. Hukuk, bu duruma karşı bir 'varsayılan rızasızlık' kabul eder. Rızası olmayan eşin bu rızasızlığını ayrıca ve açıkça beyan etmesine gerek yoktur; rızasızlık zımnen mevcuttur. 2. **Rızanın Meşru Olmaması:** Zina, her ne kadar 5237 sayılı TCK'da bir suç olarak düzenlenmemiş olsa da, Medeni Hukuk açısından evlilik birliğinin temelini sarsan ağır bir kusur ve boşanma sebebidir. Dolayısıyla, hukuka (özellikle Medeni Hukuka) ve genel ahlaka aykırı olan 'zina yapma' amacı, TCK m. 116/3'ün aradığı 'meşru amaç' olamaz. Bir hak (konuta birini davet etme hakkı), hukuka aykırı bir amaç için kullanılamaz. 3. **Korunan Hukuki Değerin İhlali:** Konut dokunulmazlığı suçu, kişinin yuvasındaki huzurunu ve güvenlik duygusunu korur. Bir eşin, diğerinin bilgisi ve rızası dışında, sadakat yükümlülüğünü ihlal etmek üzere bir başkasını ortak konuta alması, diğer eşin bu en temel huzur ve güvenlik duygusunu en ağır şekilde ihlal eder. Sonuç olarak, eşlerden birinin zina amacıyla üçüncü bir kişiyi eve alması için verdiği rıza, meşru bir amaca yönelik olmadığı için hukuken geçersizdir. Eve giren üçüncü kişi, bu geçersiz rızaya dayanarak hareket ettiği için, rızası olmayan diğer eşe karşı TCK m. 116 uyarınca konut dokunulmazlığını ihlal suçunun faili olur.