5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesi, taksirli suçlarda sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bir güvenlik tedbiri öngörmektedir. Bu tedbirin süresi nasıl belirlenir? Mahkemenin, bu süreyi üst hadde yakın bir şekilde (örneğin 2 yıl 6 ay) belirlemesi, hangi ilkelere dayanmalıdır? Yargıtay 12. CD 2016/4011 kararında eleştirilen husus nedir?
TCK m. 53/6, taksirli bir suç işleyen ve mahkum olan sürücünün, sürücü belgesinin 'üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere' geri alınmasına karar verilebileceğini öngörür. Bu, bir güvenlik tedbiridir ve mahkeme tarafından uygulanması zorunlu değildir, takdire bağlıdır. **Tedbirin Süresinin Belirlenmesi:** Mahkeme, bu tedbiri uygulamaya karar verdiğinde, süresini 3 ay ile 3 yıl arasında belirlerken, TCK m. 3/1'de yer alan 'orantılılık' ilkesi ile TCK m. 61'deki genel ceza belirleme kriterlerini kıyasen dikkate almalıdır. Sürenin belirlenmesinde dayanılması gereken temel ilkeler şunlardır: 1. **Failin Kusurunun Ağırlığı:** Sürenin belirlenmesindeki en önemli kriterdir. Failin tam veya asli kusurlu olduğu, birden fazla trafik kuralını ağır şekilde ihlal ettiği (aşırı hız, alkol, kırmızı ışık ihlali vb.) durumlarda, sürenin üst sınıra yakın belirlenmesi hakkaniyete uygun olabilir. 2. **Fiilin Ağırlığı ve Sonuçları:** Meydana gelen zararın büyüklüğü (bir veya birden fazla ölüm, ağır yaralanmalar) da sürenin belirlenmesinde etkili bir faktördür. 3. **Adalet ve Hakkaniyet:** Belirlenen sürenin, işlenen fiilin haksızlık içeriği ile orantılı ve adil olması gerekir. **Yargıtay 12. CD 2016/4011 Kararındaki Eleştiri:** Bu kararda Yargıtay, mahkemenin sürücü belgesini 2 yıl 6 ay gibi üst hadde yakın bir süreyle geri almasına karar vermesini eleştirmiştir. Eleştirinin temel nedeni, mahkemenin bu süreyi belirlerken 'yeterli ve somut bir gerekçe' göstermemesidir. Mahkemenin, takdir hakkını kullanırken neden alt sınırdan veya orta bir seviyeden değil de, üst sınıra bu kadar yakın bir süre belirlediğini kararında açıklaması gerekir. Örneğin, 'sanığın tam kusurlu olması, kazaya aşırı alkollü olarak sebebiyet vermesi, sergilediği ağır ihmal ve fiilin vahameti dikkate alınarak...' gibi somut gerekçeler sunmalıdır. Sadece soyut ifadelerle veya gerekçesiz olarak üst sınıra yakın bir süre belirlenmesi, takdir hakkının keyfi kullanıldığı izlenimi yaratır ve TCK m. 3'teki orantılılık ilkesine aykırı olduğu için Yargıtay tarafından bozulabilir. Yargıtay, mahkemeden, belirlediği sürenin 'fiilin ağırlığı ile orantılı ve adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun' olduğunu göstermesini beklemektedir.