5237 sayılı TCK m. 285'te düzenlenen 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçu ile TCK m. 329'da düzenlenen 'devletin güvenliğine ilişkin bilgileri açıklama' suçu, bir gazetecinin adli bir soruşturmaya konu olmuş bir 'devlet sırrını' yayımlaması durumunda nasıl bir içtima ilişkisi içinde olur? Hangi suçun öncelikli olarak uygulanması gerekir? Yargıtay 16. CD 2018/604 kararındaki ilgili tartışmaları yorumlayınız.
Bu durumda, iki suç arasında 'fikri içtima' (TCK m. 44) veya daha doğru bir ifadeyle 'görünüşte içtima' hallerinden olan 'özel normun önceliği' (lex specialis) ilkesi gündeme gelir. Öncelikli olarak uygulanması gereken suç, daha özel ve ağır olan TCK m. 329'dur (veya kast varsa m. 330). **Suçların Analizi:** * **Soruşturmanın Gizliliğini İhlal (TCK m. 285):** Bu suç, genel olarak herhangi bir soruşturmanın gizliliğini korumayı amaçlar. Korunan hukuki değer, adliyenin saygınlığı, soruşturmanın selameti ve şüphelilerin lekelenmeme hakkıdır. Bu, genel bir normdur. * **Devlet Sırrını Açıklama (TCK m. 329):** Bu suç, özel bir niteliğe sahip olan 'devlet sırrı' vasfındaki bilgilerin açıklanmasını yasaklar. Korunan hukuki değer, çok daha özel ve önemli olan 'devletin güvenliği ve siyasal yararları'dır. **İçtima İlişkisi ve Yargıtay'ın Yaklaşımı:** Bir gazetecinin, bir soruşturma dosyasından elde ettiği 'devlet sırrı' niteliğindeki bir bilgiyi yayımlaması, tek bir 'yayımlama' fiiliyle hem soruşturmanın gizliliğini (TCK m. 285) hem de devlet sırrının gizliliğini (TCK m. 329) ihlal eder. Bu durumda 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi gereği, daha özel olan hüküm, daha genel olan hükmü dışlar. TCK m. 329, 'devlet sırrı' gibi çok özel bir bilgi türünün açıklanmasını düzenlediği için, herhangi bir soruşturmadaki herhangi bir bilginin açıklanmasını düzenleyen TCK m. 285'e göre çok daha 'özel' bir normdur. Yargıtay 16. CD 2018/604 kararında da, sanıklardan birinin eyleminin Adana'daki soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği (TCK m. 285/1-b) kabul edilmekle birlikte, asıl tartışma ve hukuki nitelendirme, bilginin 'devlet sırrı' olup olmadığı ve bu sırrın temini/açıklanması suçlarının (TCK m. 327-330) oluşup oluşmadığı üzerine yoğunlaşmıştır. Bu, mahkemenin öncelikle daha ağır ve özel olan suçu değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Eğer yayımlanan bilgi hem soruşturma içeriği hem de devlet sırrı ise, fail sadece daha ağır yaptırımlar öngören ve olayın haksızlık içeriğini daha özel olarak kapsayan TCK m. 329'dan (veya m. 330) sorumlu tutulur. TCK m. 285'ten ayrıca ceza verilmez.