Bir trafik kazasında asli kusurlu olan sanığın, 1,61 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay 12. CD 2017/144 kararında, bu durumda 'bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu' kabul edilmiştir. Bu kabulün hukuki dayanağını, 'basit taksir' ile 'bilinçli taksir' arasındaki temel ayrım olan 'öngörme' unsuru üzerinden açıklayınız.
Bu kabulün hukuki dayanağı, yüksek derecede alkolün, sürücünün tehlikeli bir neticeyi (kaza, ölüm, yaralanma) 'öngörmesini' sağlayan, ancak buna rağmen 'istemediği' halde eylemine devam etmesine neden olan bir faktör olarak görülmesidir. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki temel ayrım 'öngörme' unsurunda yatar: * **Basit Taksir (TCK m. 22/2):** Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranır ve bu nedenle **öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmez**. Sorumluluğu, öngörmesi gerekirken öngörememesinden kaynaklanır. Örneğin, yorgun olduğu için bir anlık dalgınlıkla kırmızı ışıkta geçen sürücü. * **Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3):** Fail, hareketinin zararlı bir neticeye yol açabileceğini **öngörür**, fakat bu neticeyi **istemez**. Neticenin gerçekleşmeyeceğine dair şansına, tecrübesine, ustalığına veya başka etkenlere güvenir. Sorumluluğu, öngördüğü halde bu riski almasından ve 'olmaz bir şey' diyerek hareketine devam etmesinden kaynaklanır. **Alkolün Rolü ve Yargıtay'ın Yaklaşımı:** Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, belirli bir promil seviyesinin üzerindeki (genellikle 1.00 promil ve üstü) alkollü sürüş, bilinçli taksir için güçlü bir karine oluşturur. 1,61 promil gibi yüksek bir alkol seviyesi, kişinin; * Reflekslerinin yavaşlayacağını, * Muhakeme yeteneğinin zayıflayacağını, * Dikkatini toplayamayacağını, * Dolayısıyla güvenli bir şekilde araç kullanamayacağını **bilmesini ve öngörmesini** gerektirir. Kişi, bu durumu ve trafiğe çıkmasının bir kazaya yol açabileceğini öngörmesine rağmen, 'ben bu halde de kullanırım', 'yavaş giderim bir şey olmaz' gibi düşüncelerle veya neticenin ciddiyetini umursamayarak direksiyon başına geçmektedir. İşte bu, öngörülen ancak istenmeyen neticeye yönelik bir kayıtsızlık değil (olası kasttan farkı), neticenin gerçekleşmeyeceğine yönelik batıl bir güvendir. Bu durum, bilinçli taksirin tanımına tam olarak uyar. Bu nedenle, Yargıtay, özellikle yüksek promil alkolle asli kusurlu olarak kazaya neden olan sanıklar hakkında TCK m. 22/3'teki bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğini istikrarlı bir şekilde kabul etmektedir. Bu da cezanın üçte birden yarıya kadar artırılması sonucunu doğurur.