Bir sanık hakkında, taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına neden olduğu iddiasıyla TCK m. 85/2'den dava açılmıştır. Yargılama sırasında yaralanan mağdurun şikayetinden vazgeçmesi üzerine, mahkeme taksirle yaralama suçu yönünden 'düşme', taksirle öldürme suçu yönünden ise TCK m. 85/1'den 'mahkumiyet' kararı vermiştir. Yargıtay 12. CD 2014/16066 sayılı kararında bu tür bir hüküm neden hukuka aykırı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223835

Yargıtay 12. CD 2014/16066 sayılı kararında bu tür bir hüküm, 'eylemin tekliği' ve 'TCK m. 85/2'nin özel bir içtima kuralı olması' prensiplerine aykırı olduğu için hukuka aykırı bulunmuştur. Kararın temel mantığı şudur: 1. **Eylemin Tekliği:** Sanığın, tek bir taksirli fiili (örneğin, bir trafik kazası) vardır. Bu tek fiil, birden fazla neticeye (bir ölüm ve bir yaralanma) yol açmıştır. Ceza hukukunda, tek bir fiil ve ondan doğan neticeler bir bütün olarak değerlendirilir. Mahkemenin, bu tek olan eylemi yapay bir şekilde bölerek, bir neticesi (yaralanma) için farklı bir usuli karar (düşme), diğer neticesi (ölüm) için farklı bir esasa ilişkin karar (mahkumiyet) vermesi, 'eylemin bölünmezliği' ilkesine aykırıdır. 2. **TCK m. 85/2'nin Özel Norm Niteliği:** Kanun koyucu, tek bir taksirli fiille hem ölüm hem de yaralanma neticelerinin bir arada gerçekleşmesi halini, TCK m. 85/2'de özel olarak düzenlemiştir. Bu, kendine özgü bir 'nitelikli hal' veya bir 'bütün suç' normudur. Suçun unsurları, davanın açıldığı anda bir ölüm ve bir yaralanmanın varlığıyla oluşmuştur. Yaralama suçunun takibinin şikayete bağlı olması ve sonradan bu şikayetten vazgeçilmesi, işlenmiş olan TCK m. 85/2 suçunun niteliğini veya varlığını ortadan kaldırmaz. Bu durum, sadece taksirle yaralama suçunun bağımsız olarak yargılanması durumunda bir 'kovuşturma şartı'dır. Ancak burada suç, bağımsız bir yaralama suçu değil, TCK m.85/2'nin bir unsurudur. **Doğru Hukuki Çözüm:** Mahkemenin, şikayetten vazgeçmeyi dikkate alarak, sanığı TCK m. 85/2 maddesinden yargılamaya devam etmesi gerekirdi. Şikayetten vazgeçme, TCK m. 61 uyarınca temel ceza belirlenirken sanık lehine bir takdir unsuru olarak göz önünde bulundurulabilirdi. Ancak eylemi bölerek, bir kısmı hakkında düşme, diğer kısmı hakkında ise suçun temel şeklinden (TCK m. 85/1) mahkumiyet kararı vermesi, hem TCK m. 85/2'nin özel düzenlemesini göz ardı etmek hem de tek olan fiili bölmek anlamına geldiği için hukuka aykırıdır.