Bir trafik kazasında asli kusurlu olan sanık, kazada dedesinin ölümüne ve bir başka kişinin de yaralanmasına neden olmuştur. Sanık hakkında TCK m. 22/6'daki 'şahsi cezasızlık' hali uygulanabilir mi? Yargıtay 12. CD 2017/144 kararında bu durum nasıl değerlendirilmiştir?
Hayır, bu durumda sanık hakkında TCK m. 22/6'daki şahsi cezasızlık hali uygulanamaz. Yargıtay 12. CD 2017/144 sayılı karar, bu konudaki yerleşik içtihadı yansıtmaktadır. TCK m. 22/6, 'Taksirli hareket sonucu neden olunan neticenin, **münhasıran** failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması halinde...' ceza verilmeyeceğini düzenler. Bu maddenin uygulanabilmesi için 'münhasırlık' (münhasıran/sadece/yalnızca) şartı kritik öneme sahiptir. Bu şart, taksirli eylemden kaynaklanan zararlı neticenin, failin kendisi ve ailesi dışında başka hiç kimseyi etkilememiş olmasını gerektirir. Eğer failin eyleminden üçüncü bir kişi (failin ailesi dışından bir kimse) de zarar görmüşse (ölmüş veya yaralanmışsa), 'münhasırlık' koşulu ortadan kalkar ve TCK m. 22/6 uygulanamaz. Yargıtay kararındaki somut olayda, sanığın asli kusurlu eylemi sonucunda hem dedesi ölmüş (bu durum kişisel ve ailevi bir mağduriyet yaratır) hem de başka bir kişi yaralanmıştır. Üçüncü bir kişinin yaralanması nedeniyle, netice artık 'münhasıran' failin ailevi durumuyla ilgili değildir. Mahkemenin, eylemi bölerek, dedesinin ölümü nedeniyle TCK m. 22/6'dan ceza verilmesine yer olmadığına, diğer kişinin yaralanması nedeniyle ise TCK m. 89'dan mahkumiyete karar vermesi de mümkün değildir. Çünkü failin eylemi tektir ve bu tek eylem, TCK m. 85/2'de (bir ölüm ve bir yaralanma) tanımlanan bütün bir suçu oluşturur. Bu durumda, sanığın TCK m. 85/2 uyarınca cezalandırılması gerekir. Dedesinin ölümü nedeniyle duyduğu derin üzüntü ve vicdani azap, ancak TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde veya TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim nedeni olarak hakim tarafından sanık lehine değerlendirilebilir.