Yargıtay 18. CD 2020/4096 sayılı kararında, sanığın UYAP SMS'i üzerine aradığı ve Cumhuriyet Savcısı olduğunu bilmediği kişiye hakaret etmesi olayında, suçun nitelikli halinin (TCK m. 125/3-a) oluşmadığına karar verilmiştir. Bu durumu TCK m. 30'daki 'hata' kurumu açısından analiz ediniz. Sanığın hatası, suçun hangi unsuru üzerinedir?
Bu durum, TCK m. 30/2'de düzenlenen 'suçun nitelikli hallerinde hata' kurumu kapsamında değerlendirilir. Sanığın hatası, suçun maddi unsurlarından ziyade, suçu daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli hal haline getiren bir durum üzerinedir. Hakaret suçunun temel şekli (TCK m. 125/1), bir 'kimseye' onur kırıcı isnatta bulunmayı veya sövmeyi cezalandırır. Sanık, telefonla konuştuğu kişinin bir 'kimse' olduğunu bilmektedir ve ona hakaret etme kastına sahiptir. Dolayısıyla, suçun temel şeklinin maddi ve manevi unsurlarında bir hatası yoktur. Ancak, TCK m. 125/3-a'daki nitelikli hal, suçun 'kamu görevlisine karşı görevinden dolayı' işlenmesini gerektirir. Bu nitelikli halin manevi unsuru (kastı), failin mağdurun 'kamu görevlisi olduğunu bilmesini' ve ona bu sıfatı nedeniyle hakaret etmesini gerektirir. Yargıtay kararındaki olayda sanık, muhatabının bir Cumhuriyet Savcısı olduğunu bilmemekte, aksine bir dolandırıcı olduğunu düşünmektedir. Yani, suçun nitelikli halini oluşturan 'mağdurun sıfatı' konusunda bir 'hata' içindedir. TCK m. 30/2, 'Bir suçun... nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından kişi yararlanır' der. Bu ilke gereği, fail bilmediği ve istemediği ağırlaştırıcı bir nedenden sorumlu tutulamaz. Sanığın kastı, suçun temel şekline (bir vatandaşa hakaret) yöneliktir. Bu nedenle, sanık hakkında nitelikli hal olan TCK m. 125/3-a uygulanamaz. Eylemi, TCK m. 125/1 kapsamında, takibi şikayete bağlı olan basit hakaret suçu olarak değerlendirilir.