TCK m. 116/4'te konut dokunulmazlığının ihlali suçunun 'cebir' kullanılarak işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Madde gerekçesi, bu cebirin 'kasten yaralama suçunun daha az cezayı gerektiren hâli olarak düşünülmesi' gerektiğini belirtir. Bu ifadeden ne anlaşılmalıdır? Failin, konuta girmek için mağduru iterek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralaması durumunda, faile hem konut dokunulmazlığının ihlalinden hem de kasten yaralamadan ceza verilir mi? Yargıtay 6. CD 2021/20712 kararını da dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223809

TCK m. 116/4'teki 'cebir' unsuru, 'bileşik suç' (TCK m. 42) mantığına benzer özel bir düzenleme içerir. Madde gerekçesi, bu cebirin TCK m. 86/2'de tanımlanan 'basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek' nitelikteki kasten yaralama fiilini kapsadığını ifade eder. Bu ifadeden anlaşılması gereken şudur: Eğer konut dokunulmazlığını ihlal etmek için kullanılan cebir, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun bir unsuru haline gelir ve onun içinde erir. Bu, TCK m. 42'deki bileşik suç mantığıdır; bir suçun (kasten yaralama) diğerinin (nitelikli konut dokunulmazlığı ihlali) unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması halinde, sadece daha ağır olan suçtan ceza verilir. Bu nedenle, failin mağduru iterek TCK m. 86/2 kapsamında (basit tıbbi müdahale ile giderilebilir) bir yaralanmaya neden olması durumunda, fail sadece TCK m. 116/4'ten (cebirle konut dokunulmazlığını ihlal) cezalandırılır. Ayrı bir kasten yaralama suçu oluşmaz. Yargıtay 6. CD 2021/20712 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda mahkemenin kasten yaralama suçundan dolayı 'ceza verilmesine yer olmadığına' (CMK m. 223/4) karar vermesi gerekir. Ancak, eğer kullanılan cebir TCK m. 86/1 kapsamında, yani basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte bir yaralanmaya neden olmuşsa, bu durumda 'cebir' unsuru aşılmış sayılır. Fail, hem TCK m. 116/4'ten hem de TCK m. 86/1'den (nitelikli yaralama) gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı cezalandırılır.