Bir trafik kazasında sanığın 330 promil (3.30) alkollü olarak araç kullanması, taksirle öldürme suçunda 'bilinçli taksir'in (TCK m. 22/3) uygulanması için yeterli midir? Bu durumda eylem, aynı zamanda 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' (TCK m. 179/3) suçunu da oluşturur. Bu iki suç arasında nasıl bir içtima ilişkisi vardır? Yargıtay 12. CD 2016/5811 kararını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223808

Evet, sanığın 330 promil gibi aşırı yüksek bir seviyede alkollü olarak araç kullanması, tek başına dahi bilinçli taksirin varlığını kabul etmek için çok güçlü bir delildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, 1.00 promil üzerindeki alkol oranı, sürücünün güvenli sürüş yeteneğini tamamen kaybettiğini ve bu şekilde trafiğe çıkmanın bir kaza ve ölümle sonuçlanabileceğini 'öngörmesine' rağmen, neticenin gerçekleşmeyeceğine aldırışsız kalarak veya kendine aşırı güvenerek hareket ettiğini gösterir. Bu durum, TCK m. 22/3'teki bilinçli taksir tanımına uymaktadır. Eylem, aynı zamanda TCK m. 179/3'te düzenlenen 'alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle... emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanma' suçunu da oluşturur. Bu iki suç (taksirle öldürme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma) arasındaki içtima ilişkisi, 'tüketen-tüketilen norm' veya 'görünüşte içtima' ilişkisidir. Yargıtay 12. CD 2016/5811 kararında da belirtildiği gibi: * **TCK m. 179/3** bir 'soyut tehlike' suçudur. Suçun oluşması için herhangi bir zarar neticesinin (kaza, yaralanma, ölüm) meydana gelmesi gerekmez; kişinin o halde araç kullanması yeterlidir. * **TCK m. 85** ise bir 'zarar' suçudur. Suçun oluşması için ölüm neticesinin meydana gelmesi gerekir. Failin alkollü araç kullanma eylemi, bir kaza ve ölüm neticesiyle sonuçlandığında, daha az (yani soyut tehlike) içeren TCK m. 179/3 suçu, daha ağır (yani zarar) içeren TCK m. 85 suçu tarafından 'tüketilir' veya 'içine alınır'. Failin alkollü olması, TCK m. 85 suçu içinde 'bilinçli taksir' unsurunu oluşturarak zaten cezanın ağırlaşmasına neden olur. Faili hem TCK m. 179/3'ten hem de TCK m. 85'ten cezalandırmak, aynı haksızlığın iki kez cezalandırılması anlamına gelir. Bu nedenle, mahkemenin sanığı sadece TCK m. 85 (ve bilinçli taksirden m. 22/3) uyarınca taksirle öldürme suçundan cezalandırması, TCK m. 179/3 suçundan ise 'hüküm kurulmasına yer olmadığına' veya 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar vermesi gerekir. Kararda olduğu gibi, TCK m. 179/3'ten 'beraat' kararı verilmesi de eleştirilmekle birlikte, sonuçta bu suçtan ceza verilmemesi gerektiği ilkesiyle uyumludur.