Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/604 sayılı kararında bahsedilen 'hükümet tasarrufları' kavramı, 'devlet sırrı' kavramıyla nasıl bir ilişki içindedir? Bu iki kavramın, bireylerin bilgiye ulaşma hakkı üzerindeki sınırlayıcı etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223803

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/604 sayılı kararında 'hükümet tasarrufları' (actes de gouvernement), 'devlet sırrı' ile birlikte, bireylerin ve kamunun bilgiye ulaşma hakkını sınırlayan iki temel kurum olarak zikredilmiştir. Bu iki kavram arasındaki ilişki, iç içe geçmiş ancak farklı hukuki temellere dayanan bir ilişkidir. * **Devlet Sırrı:** İçeriği itibarıyla, açıklanması halinde devletin güvenliğine veya temel menfaatlerine zarar verecek olan 'bilgi'nin kendisiyle ilgilidir. Korunan şey bilginin içeriğidir. Bir bilginin devlet sırrı olup olmadığı, belirli kriterlere göre (kanun, idari karar) belirlenir ve bu belirleme yargı denetimine tabidir. * **Hükümet Tasarrufu:** Bu kavram, idare hukukundan kaynaklanır ve devletin yüksek siyasi menfaatlerine ilişkin, yasama ve yürütme organlarının işleyişiyle ilgili bazı eylem ve kararların, doğaları gereği yargı denetimi dışında bırakılmasını ifade eder. Burada korunan, bilginin içeriğinden çok, devletin egemenlik yetkisinin kullanımıyla ilgili olan 'tasarrufun' kendisidir. Örneğin, bir savaş ilanı kararı, başka bir ülkeyi tanıma veya tanımama kararı gibi eylemler hükümet tasarrufu niteliğindedir ve idari yargı denetimine kapalıdır. **Bilgiye Ulaşma Hakkına Etkileri:** Her iki kavram da bilgi edinme hakkı (Anayasa m. 26, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu) üzerinde önemli bir sınırlama oluşturur: 1. Bir bilgi, 'devlet sırrı' olarak tasnif edildiğinde, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bilgi edinme başvurularına kapatılır (BEHK m. 16). Bu sırrın haksız yere temini veya açıklanması ise ceza hukukuna göre suç teşkil eder (TCK m. 327 vd.). 2. Bir işlem, 'hükümet tasarrufu' olarak kabul edildiğinde, bu işleme ilişkin bilgi ve belgelerin kamuoyuyla paylaşılması idarenin takdirine bağlı hale gelir. Bu tasarrufun hukuka aykırılığı iddiasıyla idari yargıda iptal davası açılamayacağı için, bu yolla bilgiye ulaşmak da imkansızlaşır. Kararda bu iki kavramın bir arada zikredilmesi, devletin kendini koruma mekanizmalarının sadece ceza hukukundaki 'devlet sırrı' suçlarıyla sınırlı olmadığını, idare hukuku alanındaki 'hükümet tasarrufu' gibi daha geniş bir doktrinin de bilgiye erişimi engellediğini ve bu durumun çağdaş demokrasilerde dahi varlığını sürdürdüğünü vurgulamak içindir. Her ikisi de, devletin bekası ve yüksek menfaatleri gerekçesiyle şeffaflık ilkesine getirilen istisnalardır.