5237 sayılı TCK'nın benimsediği suç teorisinde 'objektif sorumluluk' esası neden terk edilmiştir? Bu ilkenin terkedilmesinin, 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar' (TCK m. 23) ve özellikle 'kasten yaralama sonucu ölüm' (TCK m. 87/4) suçu üzerindeki etkisini, YCGK 2018/354 sayılı kararındaki mantık çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223796

5237 sayılı TCK, kusur ilkesini ceza sorumluluğunun temeline yerleştirerek 'objektif sorumluluk' esasını terk etmiştir. Objektif sorumluluk, failin, hareketinin öngörülebilir olmayan veya kusuru bulunmayan neticelerinden dahi sırf nedensellik bağı nedeniyle sorumlu tutulması anlamına gelir ('versari in re illicita' ilkesi). Bu ilke, 'kusursuz suç ve ceza olmaz' şeklindeki modern ceza hukuku prensibiyle bağdaşmadığı için terk edilmiştir. Artık bir failin bir neticeden sorumlu tutulabilmesi için, o netice açısından en azından taksir derecesinde bir kusurunun bulunması şarttır. Bu ilkenin terk edilmesinin 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar' üzerindeki en önemli etkisi, TCK m. 23'te somutlaşmıştır. Bu maddeye göre, bir fiilin, kastedilenden daha ağır bir neticeye yol açması halinde, failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için 'bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir'. Bu durumun 'kasten yaralama sonucu ölüm' (TCK m. 87/4) suçuna yansıması şöyledir: Failin kastı yaralamaya yöneliktir. Ancak bu eylem sonucunda daha ağır bir netice olan 'ölüm' meydana gelmiştir. Failin bu ölüm neticesinden TCK m. 87/4 uyarınca sorumlu tutulabilmesi için, ölüm neticesi açısından en azından taksirli olması, yani ölüm neticesinin 'öngörülebilir' olması gerekir. YCGK 2018/354 kararındaki mantık bu ilkeyi daha da ileri götürür. Kararda, yaralama fiilinin 'basit tıbbi müdahale ile giderilebilir' (TCK m. 86/2) nitelikte olması durumunda, bu kadar hafif bir fiilden ölüm neticesinin doğmasının genel hayat tecrübelerine göre 'öngörülebilir' olmadığı kabul edilmektedir. Kanun koyucu, bu hafif fiil ile ağır netice arasındaki nedensellik bağını, faile TCK m. 87/4'ün ağır cezasını yüklemek için yeterince 'uygun' ve 'tipik' görmemiştir. Objektif sorumluluk terkedildiği için, sırf 'yaralama kastıyla hukuka aykırı bir işe girdi, sonuçlarına katlansın' denilemez. Ölüm neticesinin, failin gerçekleştirdiği yaralama eyleminin tipik ve öngörülebilir bir sonucu olması gerekir. TCK m. 86/2'lik bir yaralamada bu öngörülebilirlik bulunmadığından, failin sorumluluğu daha genel olan taksirle öldürme (TCK m. 85) hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu, kusur ilkesinin ve objektif sorumluluk yasağının somut bir uygulamasıdır.