Hakaret suçunda (TCK m. 125), ceza belirlenirken doğrudan TCK m. 125/3-a (kamu görevlisine görevinden dolayı) maddesinin mi, yoksa önce TCK m. 125/1'e göre temel ceza belirlenip sonra artırım yoluna mı gidilmesi gerekir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve bunun sonuca etkisini açıklayınız.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre (örn. 18. CD 2017/12607, 4. CD 2015/25864), hakaret suçunun TCK m. 125/3'te sayılan nitelikli hallerinden biri (örn. kamu görevlisine görevinden dolayı) işlendiğinde, temel cezanın doğrudan ilgili fıkra olan TCK m. 125/3'e göre belirlenmesi gerekir. Yani, mahkemenin temel cezayı TCK m. 125/1'e göre belirleyip, ardından 'suç kamu görevlisine karşı işlendiği için' TCK m. 125/3 uyarınca artırım yapması usulen hatalıdır. TCK m. 125/3, suçun temel şeklini (m. 125/1) ağırlaştıran bir neden değil, cezanın alt sınırını yükselten (bir yıldan az olamaz) ve suçun takibini şikayetten çıkaran (m. 131/1) bağımsız bir nitelikli haldir. Bu nedenle, temel ceza belirlenirken doğrudan bu fıkra esas alınmalıdır. Hakim, 'Sanığın eylemi TCK m. 125/3-a maddesindeki suçu oluşturduğundan, suçun işleniş biçimi... dikkate alınarak takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına' şeklinde bir hüküm kurmalıdır. **Uygulamanın Sonuca Etkisi:** Her ne kadar bu usul hatası Yargıtay tarafından eleştirilse de, çoğu zaman 'sonuca etkili olmadığı' gerekçesiyle tek başına bir bozma nedeni sayılmamaktadır. Eğer mahkeme, TCK m. 125/1'den bir ceza belirleyip, bunu TCK m. 125/3'ü gerekçe göstererek 1 yıl veya üzerine çıkarmışsa, sonuç ceza doğru olduğu için hüküm onanabilmektedir. Örneğin, mahkeme 'TCK m. 125/1 uyarınca 6 ay hapis, suç kamu görevlisine karşı işlendiğinden TCK m. 125/3-a gereği cezanın alt sınırı 1 yıldan az olamayacağından cezasının 1 yıl hapis olarak belirlenmesine' şeklinde bir karar verse, bu usulen hatalı olsa da sonuç ceza doğru olduğu için bozma nedeni yapılmayabilir. Ancak doğru uygulama, temel cezanın doğrudan TCK m. 125/3-a'dan belirlenmesidir.