Bir Cumhuriyet Savcılığı odası, TCK m. 125/4'te belirtilen 'aleni yer' midir? Soruşturma aşamasında, savcının odasında ifade verirken savcıya hakaret eden bir kişinin eyleminde aleniyet unsuru gerçekleşir mi? Yargıtay 18. CD 2017/6987 ve 4. CD 2024/13227 sayılı kararları ışığında, soruşturmanın gizliliği ilkesi (CMK m. 157) ile aleniyet unsuru arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Hayır, bir Cumhuriyet Savcısının odası, TCK m. 125/4 anlamında 'aleni yer' değildir ve burada işlenen hakarette aleniyet unsuru gerçekleşmez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (örn. 18. CD 2017/6987, 4. CD 2024/13227) bu yöndedir. Aleniyet unsurunun temel kriteri, fiilin 'belirsiz sayıda kişi' tarafından algılanabilme ihtimalinin olduğu, herkese açık bir yerde işlenmesidir. Bir Cumhuriyet Savcısının odası ise, umuma açık bir yer değildir. Oraya giriş kontrollüdür ve sadece soruşturmayla ilgili kişiler (savcı, katip, şüpheli, müdafii, tanık vb.) bulunabilir. Bu ortam, CMK m. 157'de düzenlenen 'soruşturmanın gizliliği' ilkesi gereğince de kapalı bir mahiyettedir. Soruşturmanın gizliliği ilkesi, soruşturma evresindeki usul işlemlerinin kamuya karşı kapalı yürütülmesini emreder. Bu ilke, TCK m. 125/4'teki aleniyet kavramıyla taban tabana zıttır. Gizliliğin esas olduğu bir ortamda, aleniyetten söz edilemez. Soruşturma evresinde sulh ceza hakiminin sorgu odası da aynı şekilde aleni yer kabul edilmez (4. CD 2024/13227). Dolayısıyla, savcının odasında işlenen hakaret suçu, TCK m. 125/3-a (kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret) kapsamında nitelikli bir suç oluştursa da, aleniyet koşulu gerçekleşmediği için TCK m. 125/4 uyarınca cezanın ayrıca artırılması hukuka aykırıdır.