Bir sanığın, devlet sırrı niteliğindeki bilgileri temin ederek Kuzey Irak merkezli Kürdistan Demokratik Partisi'nin (KDP) istihbarat örgütü olduğu iddia edilen 'Parastin'e ilettiği bir davada, Yargıtay 9. CD 2014/4290 sayılı kararı uyarınca mahkemenin TCK m. 328 (casusluk) suçunun oluşup oluşmadığını değerlendirirken öncelikle araştırması gereken hukuki statü nedir ve bu araştırmanın önemi nedir?
Yargıtay 9. CD 2014/4290 sayılı kararında, mahkemenin öncelikle araştırması gereken hususun, bilgilerin iletildiği iddia edilen KDP ve onun istihbarat örgütü Parastin'in, suç tarihi itibarıyla 'yabancı bir devlet' statüsünde olup olmadığıdır. Bu araştırmanın önemi, TCK m. 328'de düzenlenen siyasal veya askeri casusluk suçunun kurucu unsurlarından kaynaklanmaktadır. Yargıtay'ın ilgili kararda belirttiği ve madde gerekçesinden çıkardığı üzere, casusluk suçunun oluşabilmesi için aranan şartlardan bazıları şunlardır: * Bilgilerin 'yabancı bir devlet yararına' temin edilmesi. * Bilgilerin 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zararına' temin edilmesi. Casusluk suçu, tanımı gereği bir devletin, başka bir 'devlet' aleyhine yürüttüğü bir faaliyettir. Dolayısıyla, bilgilerin verildiği yapının uluslararası hukuk ve Türkiye'nin tanıması açısından bir 'devlet' olup olmadığı, suçun unsurlarının tamamlanıp tamamlanmadığı açısından hayati bir öneme sahiptir. Eğer Parastin ve KDP, suç tarihinde Türkiye tarafından tanınan bir 'yabancı devlet' veya bu devletin resmi bir organı olarak kabul edilmiyorsa, casusluk suçunun 'yabancı devlet yararına' işlenme unsuru eksik kalacaktır. Bu durumda, failin eylemi TCK m. 328 kapsamında casusluk olarak değil, şartları varsa TCK m. 327 (casusluk maksadı olmaksızın devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme) veya terör örgütüne yardım gibi başka suçlar kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay, bu nedenle mahkemenin yetkili mercilerden (Dışişleri Bakanlığı vb.) bu yapıların hukuki statüsünü araştırmadan karar vermesini bir bozma nedeni saymıştır.