Bir kimsenin konutuna, evlilik birliği içindeki eşlerden birinin rızasıyla girilmesi, TCK m. 116 kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur mu? TCK m. 116/3'te belirtilen 'rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması' şartı ne anlama gelmektedir? Bir eşin, diğer eşin haberi olmadan, gece vakti karşı cinsten bir arkadaşını eve alması bu kapsamda nasıl değerlendirilir? YCGK 2020/363 kararını esas alınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223766

Bir eşin rızasıyla konuta girilmesi, her zaman konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşmasını engellemez. TCK m. 116/3, bu rızanın geçerli olabilmesi için 'meşru bir amaca yönelik olması' şartını getirmiştir. 'Meşru amaç', hukuka ve genel ahlaka uygun, diğer hak sahibi (diğer eş) tarafından da makul ve kabul edilebilir nitelikte olan amaçtır. Örneğin, eşlerden birinin diğerinin haberi olmadan bir tamirciyi, bir yakını veya ortak bir arkadaşı makul bir saatte ve geçerli bir nedenle (tamirat, ziyaret vb.) eve alması durumunda rıza meşrudur ve suç oluşmaz. Ancak, YCGK 2020/363 kararındaki olayda olduğu gibi, bir eşin diğer eşin haberi ve rızası olmadan, gece vakti gibi hayatın olağan akışına aykırı bir zamanda, karşı cinsten ve diğer eş tarafından tanınmayan bir kişiyi eve alması ve bu duruma makul bir açıklama getirememesi halinde, rızanın 'meşru bir amaca' yönelik olmadığı kabul edilir. Burada, diğer eşin bu duruma rıza göstermeyeceği 'varsayılan bir rızasızlık' durumu söz konusudur. Sadakat yükümlülüğünü ihlal etme şüphesi uyandıran veya aile huzurunu bozacak nitelikteki bu tür bir eylem için verilen rıza, hukuken geçerli değildir. Bu durumda, eve giren kişi, rızası olmayan diğer eşe karşı TCK m. 116 kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlemiş olur. Eğer fiil gece vakti işlenmişse, suçun nitelikli hali olan TCK m. 116/4 uygulanır.