Gıyapta hakaret suçunun (TCK m. 125/1 son cümle) cezalandırılabilmesi için aranan 'en az üç kişiyle ihtilat etme' şartı ne anlama gelir? Kollukta ifade veren bir kişinin beyanı, bu 'ihtilat' şartının gerçekleşmesi için yeterli sayılır mı? Yargıtay 18. CD 2016/9171 sayılı kararını esas alarak açıklayınız.
'En az üç kişiyle ihtilat etme' şartı, failin hakaret içeren sözlerini, mağdurun bulunmadığı bir ortamda, en az üç farklı kişiye ulaştırması, onların bu sözleri öğrenmesini sağlaması anlamına gelir. Bu ihtilat, kişilerin toplu halde bulunduğu bir ortamda sözlü olarak yapılabileceği gibi, mektup, mesaj veya e-posta yoluyla ayrı ayrı kişilere gönderilerek de gerçekleştirilebilir. Önemli olan, hakaretin en az üç kişinin bilgisine ulaşmış olmasıdır. Yargıtay 18. CD 2016/9171 sayılı kararına göre, kollukta ifade veren bir kişinin beyanı, tek başına bu 'ihtilat' şartını ispatlamak için yeterli değildir. Kararda, CMK m. 54 uyarınca yeminin sadece mahkeme veya savcı huzurunda dinlenen tanıklara verilebileceği, kolluğun usulüne uygun tanık dinleme yetkisinin bulunmadığı vurgulanmıştır. Gıyapta hakaret suçunun sübutu için en önemli delillerden biri, ihtilat edilen kişilerin tanıklığıdır. Bu nedenle, ihtilat unsurunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanabilmesi için, bu kişilerin mahkeme huzurunda usulüne uygun olarak 'tanık' sıfatıyla dinlenmeleri ve beyanlarının alınması zorunludur. Sadece kollukta verdikleri ifadeye dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması, eksik kovuşturma anlamına gelir ve bozma nedenidir. Mahkeme, olayın tek delili olmadığı gerekçesiyle bu tanığı dinlemekten vazgeçemez, zira bu tanığın beyanı suçun maddi unsurunun (ihtilat) ispatı için zorunludur.