Tüzel kişiler (şirketler, dernekler vb.) TCK m. 125'te düzenlenen hakaret suçunun mağduru olabilir mi? Bir şirkete yönelik olarak 'dolandırıcı firma', 'sahtekar şirket' gibi ifadeler kullanılması halinde hakaret suçu oluşur mu? Yargıtay 18. CD 2016/18978 sayılı kararını referans alarak açıklayınız.
Hayır, tüzel kişiler TCK m. 125'te düzenlenen hakaret suçunun mağduru olamazlar. Hakaret suçu, sadece gerçek kişilerin 'onur, şeref ve saygınlığını' korumayı amaçlayan bir suçtur. Tüzel kişilerin manevi bir varlığı, şerefi veya haysiyeti ceza hukuku anlamında korunmamaktadır. Onların ticari itibarları, haksız rekabet veya ticaret hukuku hükümleriyle korunur. Yargıtay 18. CD 2016/18978 sayılı kararında da bu ilke açıkça vurgulanmıştır. Karara göre, TCK m. 125'te korunan hukuki değer, bireyin şerefidir ve bu suç ancak gerçek kişilere karşı işlenebilir. Bir şirkete yönelik 'dolandırıcı firma' veya 'sahtekar şirket' gibi ifadeler, her ne kadar şirketin ticari itibarını zedelese de, ceza hukuku anlamında hakaret suçunu oluşturmaz. Ancak, bu tür ifadeler, şirketin sahibi, yöneticisi veya temsilcisi gibi belirli bir gerçek kişiyle aidiyet ilişkisi kurularak kullanılırsa durum değişir. Örneğin, 'X şirketinin sahibi olan A, dolandırıcıdır' denildiğinde, artık hedef tüzel kişilik değil, gerçek kişi olan A'dır ve bu durumda A'ya karşı işlenmiş hakaret suçu oluşabilir (TCK m. 126'daki 'isnatın üstü kapalı geçiştirilmesi' hali de bu kapsamda değerlendirilebilir). Fakat, herhangi bir gerçek kişiyle bağlantı kurulmadan, doğrudan tüzel kişiliğe yöneltilen ifadeler hakaret suçunu oluşturmaz ve bu nedenle beraat kararı verilmesi gerekir.