Bir polis memuru, hakkında yakalama kararı bulunan ve kaçan şüpheliyi durdurmak amacıyla önce uyarı ateşi açmış, ardından ayaklarına doğru ateş etmiştir. Ancak, arazi koşulları ve şüphelinin hareketli olması nedeniyle mermilerden biri şüphelinin hayati bölgesine isabet ederek ölümüne neden olmuştur. Bu durumda polisin eylemi hangi hukuki çerçevede değerlendirilmelidir? TCK m. 27/1'deki 'sınırın aşılması' halinin 'basit taksirle' mi yoksa 'bilinçli taksirle' mi gerçekleştiği nasıl tespit edilir? YCGK 2024/157 kararındaki çoğunluk ve azınlık görüşlerini karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223751

Bu eylem, TCK m. 24 (Kanun hükmünü ve amirin emrini yerine getirme) kapsamında bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı altında, TCK m. 27/1'deki 'sınırın kast olmaksızın aşılması' çerçevesinde değerlendirilmelidir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 16, polise belirli koşullar altında zor ve silah kullanma yetkisi vermektedir. Somut olayda polis, yakalama kararı olan ve uyarılara rağmen kaçan şüpheliyi durdurmak için silah kullanmaya yetkilidir. Sınırın 'taksirle' mi yoksa 'bilinçli taksirle' mi aşıldığının tespiti, failin öngörme unsuruna ilişkin iç dünyasına göre yapılır: * **Basit Taksir (TCK m. 22/2):** Fail, öngörülebilir nitelikteki ölüm neticesini, kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle öngörmemiştir. * **Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3):** Fail, ölüm neticesinin gerçekleşebileceğini öngörmüş ancak şansına, becerisine veya başka etkenlere güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmiştir. YCGK 2024/157 sayılı kararında bu konuda ayrışma yaşanmıştır: * **Çoğunluk Görüşü (Basit Taksir):** Çoğunluk, polisin amacının öldürmek değil, yakalamak olduğunu, ayaklara doğru ateş ettiğini, ancak olayın hareketliliği, arazi kot farkı gibi nedenlerle merminin hayati bölgeye isabet ettiğini belirtmiştir. Bu koşullar altında, 21 yıllık deneyimli bir polisin özen yükümlülüğüne aykırı davranarak 'öngörülebilir' olan ölüm neticesini 'öngöremediği' sonucuna varmış ve sınırı 'basit taksirle' aştığını kabul etmiştir. Bu durumda TCK m. 27/1 gereği cezada indirim yapılır. * **Azınlık Görüşü (Bilinçli Taksir):** Karşı oy kullanan üyeler ise, hareketli bir hedefi, özellikle de arazi koşullarının zor olduğu bir ortamda, ateşli silahla vurmaya çalışmanın ölüm neticesini 'öngörülebilir' kılmaktan öte, fail tarafından 'öngörüldüğünü' kabul etmek gerektiğini savunmuşlardır. Polisin bu neticeyi istemese de, tecrübesine ve atış yeteneğine güvenerek 'olmaz nasılsa' düşüncesiyle hareket ettiğini, bu durumun bilinçli taksir olduğunu belirtmişlerdir. Bu halde, TCK m. 27/1 uyarınca belirlenen taksirli suçun cezası, TCK m. 22/3 gereği ayrıca artırılacaktır. Bu ayrım, failin sübjektif durumunun dış dünyaya yansıyan delillerle (atışın yönü, mesafe, arazi koşulları, failin tecrübesi vb.) nasıl yorumlanacağına ilişkin takdir farkından kaynaklanmaktadır.