Taksirli suçlarda bilirkişinin rolü ve hakimin bu raporla bağlılığı nasıldır? Özellikle bir trafik kazasında, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin sanığın 'kusursuz' olduğuna dair bir rapor vermesi, mahkemeyi bağlar mı? Mahkeme, bu rapora rağmen sanığı nasıl kusurlu bulabilir? YCGK 2019/75 kararını esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223750

YCGK 2019/75 kararında açıklandığı üzere, taksirli suçlarda bilirkişi raporu mahkemeyi bağlayıcı değildir. Bilirkişinin görevi, olayın teknik yönlerini aydınlatmaktır. Bir trafik kazasında bilirkişi; araçların hızını, fren izini, çarpma noktasını, trafik kurallarının ihlal edilip edilmediğini, aracın teknik bir arızası olup olmadığını gibi teknik verileri tespit eder. Ancak 'kusur'un tespiti ve derecelendirilmesi, bu teknik veriler ışığında normatif bir değerlendirme yapmayı gerektirir ve bu, münhasıran hakimin yetkisindedir. Adli Tıp Kurumu'nun sanığın 'kusursuz' olduğuna dair rapor vermesi, hakimi bağlamaz. Mahkeme, dosyada bulunan diğer delilleri ve olayın oluş şeklini kendisi değerlendirerek bilirkişi raporunun aksine bir sonuca varabilir. YCGK 2019/75 kararındaki somut olayda da Adli Tıp Kurumu sanığın kusursuz olduğunu belirtmesine rağmen, Yargıtay ve yerel mahkeme sanığı tali kusurlu bulmuştur. Mahkemenin bu sonuca varabilmesinin gerekçeleri şunlar olabilir: 1. **Olay Yeri Özellikleri:** Mahkeme, bilirkişinin yeterince dikkate almadığı olay yeri özelliklerini (örneğin, olayın çocukların oyun oynadığı bir sokakta geçmesi, ileride bir kavşak olması) göz önüne alarak failin daha dikkatli olması gerektiği sonucuna varabilir. 2. **Öngörme Yükümlülüğü:** Failin, bulunduğu koşullar altında (yerleşim yeri, dar sokak vb.) birilerinin yola çıkabileceğini öngörmesi gerektiği (objektif özen yükümlülüğü) sonucuna varabilir. 3. **Diğer Delillerle Çelişki:** Bilirkişi raporu, tanık beyanları, ölenin vücudundaki yaraların niteliği veya olay yeri krokisi gibi diğer delillerle çelişiyorsa, hakim bu delillere üstünlük tanıyabilir. Sonuç olarak, hakim, bilirkişinin teknik tespitlerini (fren izi mesafesi, yol genişliği vb.) bir delil olarak kullanır, ancak bu teknik verilerden yola çıkarak 'kusur' sonucunu kendisi takdir eder. Raporun aksine karar veriyorsa, bunun gerekçesini kararında açıkça göstermelidir.