Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/604 sayılı kararında, devlet sırrını temin (TCK m. 327-328) ve açıklama (TCK m. 329-330) suçları arasında nasıl bir içtima ilişkisi olduğunu belirtmiştir? Failin, devlet sırrı niteliğindeki bir bilgiyi önce temin edip sonra açıklaması durumunda TCK m. 44'teki fikri içtima hükümleri uygulanabilir mi? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223745

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/604 sayılı kararında, devlet sırrını temin ve açıklama suçları arasında 'gerçek içtima' kuralının uygulanması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Buna göre, failin sır niteliğindeki bilgiyi temin etmesiyle TCK m. 327 (veya özel kast varsa m. 328) tamamlanır. Bu bilgiyi daha sonra açıklaması ise ayrı ve bağımsız bir fiil olup TCK m. 329 (veya özel kast varsa m. 330) kapsamında ayrı bir suç oluşturur. Bu durumda TCK m. 44'teki fikri içtima hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Fikri içtima, 'işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren' failin en ağır suçtan cezalandırılmasını öngörür. Ancak Yargıtay'a göre 'temin etmek' ve 'açıklamak' hukuki anlamda tek bir fiil değildir, ayrı ayrı fiillerdir. 'Temin etmek' suçu, bilginin öğrenilmesiyle tamamlanan bir sırf hareket suçudur. 'Açıklamak' ise bu bilginin başkalarına nakledilmesiyle gerçekleşen farklı bir eylemdir. Kararda da vurgulandığı üzere, bir bilginin açıklanabilmesi için mutlaka fail tarafından temin edilmiş olması gerekmez; tesadüfen öğrenilen bir sır da açıklanabilir. Bu nedenle, temin ve açıklama eylemleri arasında zorunlu bir bağlılık yoktur ve her biri bağımsız olarak suç teşkil eder. Sonuç olarak, fail sırrı önce temin edip sonra açıklarsa, hem temin suçundan (TCK m. 327/328) hem de açıklama suçundan (TCK m. 329/330) ayrı ayrı cezalandırılır.