TCK m. 327 gerekçesinde 'suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgeler, bir hukuk toplumunda hiçbir surette devlet sırrı olarak koruma altına alınamaz' ifadesi yer almaktadır. Bu ilkeyi, Suriye'de yürütülen ve devlet tarafından 'milli menfaatler' kapsamında gizli tutulan bir operasyona ilişkin olduğu iddia edilen MİT tırları olayını ele alan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/604 sayılı kararındaki 'meşru savunma' ve 'yerindelik denetimi' tartışmalarıyla birlikte analiz ediniz.
TCK m. 327 gerekçesindeki ilke, devletin işlediği iddia edilen suçları 'devlet sırrı' perdesi altında gizleyemeyeceğini, şeffaflık ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olarak vurgular. Bu durum, CMK m. 125'te de 'Bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler, devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz' şeklinde yankı bulur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, MİT tırları olayına ilişkin kararında (2018/604) bu ilkeyi farklı bir bağlamda ele almıştır. Kararda, sanıkların 'faaliyetin suç teşkil ettiği' yönündeki savunmalarına karşı, öncelikle bu iddianın somut delillerle ispatlanamadığı belirtilmiştir. Daha da önemlisi, Daire, devletlerin de uluslararası tehditlere karşı 'meşru savunma' (TCK m. 25) hakkı olduğunu ve bu kapsamda yürütülen faaliyetlerin hukuka uygun kabul edilebileceğini vurgulamıştır. Karara göre, Suriye'deki iç savaşın Türkiye'ye yönelik açık ve yakın bir tehdit oluşturduğu bir durumda, devletin yetkili organlarının önleyici tedbirler alması bir 'görevin ifası' olarak değerlendirilebilir ve bu durum, eylemin 'suç olgusu' olarak nitelendirilmesini engeller. Yargıtay, bu tür bir faaliyetin yerindeliğinin (zamanlaması, içeriği, başarısı vb.) yargısal denetim dışında olduğunu, mahkemenin sadece eylemin suç teşkil edip etmediği yönünden bir değerlendirme yapabileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla, devletin meşru savunma kapsamında yürüttüğü ve sır olarak tasnif ettiği bir faaliyet, sırf birileri tarafından 'suç' olarak iddia edildiği için otomatik olarak sır vasfını kaybetmez. İddianın somut delillerle desteklenmesi ve eylemin hukuka uygunluk nedenleri (meşru savunma, görevin ifası gibi) çerçevesinin dışında kaldığının ispatlanması gerekir.