Bir gazeteci, daha önce çeşitli internet sitelerinde söylenti ve tahmin düzeyinde yer almış, ancak doğruluğu teyit edilmemiş bir bilgiyi, resmi bir belgeden elde ederek yayımlamıştır. Yayımlanan bu bilgi, devletin güvenliği açısından hassas niteliktedir. Bu durumda, bilginin daha önce söylenti olarak dolaşımda olması, TCK m. 327 ve devamı maddeleri açısından 'sır' vasfını ortadan kaldırır mı? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/604 sayılı kararındaki ilkeler çerçevesinde açıklayınız.
Hayır, bilginin daha önce söylenti veya tahmin düzeyinde dolaşımda olması, onun 'sır' vasfını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/604 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'rivayet, tahmin, şayia gibi hususlar bilginin sır olma vasfını ortadan kaldırmaz'. Bir bilginin sır olmaktan çıkması için alenileşmesi, yani herkes tarafından bilinen bir husus hâline gelmesi gerekir. Söylenti, bilginin esasını, ruhunu ve doğruluğunu kesin surette ortaya koymaz. Gazetecinin, söylentileri resmi bir belge ile teyit ederek ve daha önce bilinmeyen ayrıntılarıyla yayımlaması, sırrın alenileşmesine neden olan asıl eylemdir. Dolayısıyla, gazetecinin eylemi, daha önce sadece tahmin düzeyinde olan bir bilgiyi kesin ve ayrıntılı bir şekilde kamuoyuna sunarak sırrı ifşa etmek anlamına gelir. Eğer bu sır, TCK m. 327 kapsamında 'devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken' bir bilgi ise, bu eylem suç oluşturabilir. Önemli olan, bilginin gazeteci tarafından temin edildiği ve açıklandığı anda 'sır' niteliğini koruyup korumadığıdır. Kısmen veya doğrulanmamış şekilde sızmış olması, sırrın devletin güvenliğini koruma kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmaz.