Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/5667 E., 2022/5911 K. sayılı kararında, soruşturma evresinde dava açmak için aranan 'yeterli şüphe' ile kovuşturma evresinde mahkumiyet için aranan 'kesin kabul edilebilir delillerin varlığı' arasındaki fark nasıl açıklanmıştır? Bir sanığın beraat etmesi, Cumhuriyet savcısının görevini kusurlu yaptığı anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #22374

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, soruşturma evresinde CMK m.170/2 uyarınca dava açmak için 'yeterli şüphe'nin varlığı yeterli görülürken, kovuşturma evresinde bir kişiye ceza verebilmek için bu yeterli şüpheden öte, 'kesin kabul edilebilir delillerin varlığı'nın arandığı belirtilmiştir. Bu nedenle, hakkında dava açılan her kişinin ceza almayacağı, çünkü kovuşturma evresinin eylemle ilgili daha detaylı araştırma yapması ve cezalandırmayı gerekli kılan kesin deliller aramasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. Cumhuriyet savcısının yeterli şüphe halinde dava açma görevi varken, kovuşturma evresinde kuvvetli şüphe dahi olsa sanığa ceza verilemez. Bu bağlamda, sanığın beraat etmesinin, Cumhuriyet savcısının görevini yaparken kusurlu veya kasıtlı olarak eksik veya yanlış yaptığı anlamına gelmeyeceği vurgulanmıştır. (Kaynak: CMK Madde 170 metni altındaki Yargıtay kararı)