TCK m.136'da tanımlanan suç açısından 'kişisel verilerin ele geçirilmesi' fiilinin gerçekleşmesi için, verilerin bir yere kaydedilmesi şart mıdır? Doktrindeki farklı görüşler nelerdir?
Kişisel verilerin ele geçirilmesi, TCK m.136'daki seçimlik hareketlerden biridir. Bu fiilin, verilerin bir yere kaydedilmesini gerektirip gerektirmediği doktrinde tartışmalıdır. Yargıtay CGK'nın 2021/384 E., 2023/367 K. sayılı kararında atıf yapılan doktrin tartışmalarına göre: Bazı yazarlar, yalnızca öğrenme eyleminin ele geçirme olarak kabul edilemeyeceğini, ayrıca öğrenilen verinin bir yere kaydedilmesi gerektiğini savunur. Ancak bu görüş, TCK m.135'te kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun ayrıca düzenlenmiş olması nedeniyle eleştirilir. Diğer bazı yazarlara göre ise, ele geçirme fiili, kaydetme dışında kalan eylemleri ifade eder. Örneğin, başkasına ait kişisel verilerin yazılı olduğu bir belgenin veya kayıtlı olduğu bir materyalin (CD, USB vb.) fiilen alınması veya bilişim sistemindeki verilerin kopyalanması ele geçirmedir. Hatta fiziksel bir nitelik taşıması da gerekmez; açık bırakılan bir bilgisayardan kişisel verilerin okunarak öğrenilmesi de ele geçirme kapsamında değerlendirilebilir (Hasan Sınar'ın görüşü). Sonuç olarak, Yargıtay içtihadı ve baskın görüş, salt öğrenmenin ötesinde, verinin failin hakimiyet alanına girmesini ve üzerinde tasarruf edilebilir hale gelmesini 'ele geçirme' olarak kabul etme eğilimindedir; bu her zaman fiziksel kaydı gerektirmeyebilir. (Kaynak: TCK Madde 136 ve YCGK 2021/384 E. kararı)