CMK m.170(2) uyarınca 'yeterli şüphe' kavramı ile kovuşturma evresinde mahkumiyet için aranan delil standardı arasındaki fark nedir? Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5667 E., 2022/5911 K. sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?
CMK m.170(2)'ye göre Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda 'yeterli şüphe' oluşturuyorsa iddianame düzenler. 'Yeterli şüphe', kamu davasının açılması için gerekli olan, suçun işlendiğine dair makul bir olasılığı ifade eden bir şüphe düzeyidir. Kovuşturma evresinde ise, bir sanığın mahkum edilebilmesi için 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' standardı aranır. Yani, suçun sanık tarafından işlendiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/5667 E., 2022/5911 K. sayılı kararında bu fark vurgulanmıştır: 'Soruşturma evresinde dava açmak için yeterli şüphenin varlığı halinde ilgili şüpheli hakkında dava açılabilmektedir. Kovuşturma evresinde ise kişilere ceza verebilmek için dava açmak için yeterli olan şüpheden öte kesin kabul edilebilir delillerin varlığı aranır. Bu sebeple hakkında her dava açılan elbette ceza almayacaktır... Cumhuriyet savcısının yeterli şüphe halinde dava açma görevi varken, kovuşturma evresinde kuvvetli şüphe dahi olsa sanığa ceza verilemez.' Sanığın beraat etmesi, savcının görevini kusurlu yaptığı anlamına gelmez. (Kaynak: CMK Madde 170 metni ve Y.12.CD. 2021/5667 E. kararı)