Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3. maddesi, yargılamanın belirli bir mahkemede yapılması gerektiğini belirlerken, Yargıtay'ın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren bir fiilde Sulh Ceza Mahkemesinin karar vermesini neden CMK m.3'e aykırı bulduğu bir emsal karar üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #223165

CMK'nın 3. maddesi, mahkemelerin 'madde bakımından yetki'lerini düzenler. Bu yetki, bir davanın konusuna veya niteliğine göre hangi derecedeki veya ihtisaslaşmış mahkemede görüleceğini belirler. Bu, hukuki güvenliğin ve uzmanlaşmanın gereği olarak yargılamanın doğru merci tarafından yapılmasını sağlar. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/5165 E., 2015/2514 K. sayılı emsal kararında, sanığın eyleminin 6100 sayılı HMK'nın 398/1 maddesi (İhtiyati tedbir kararına aykırı hareket) kapsamında kaldığı ve bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiği belirtilmiştir. Ancak yerel mahkeme (muhtemelen Sulh Ceza Mahkemesi, zira genellikle asliye ticaret ve sulh ceza mahkemeleri arasında görev uyuşmazlıkları yaşanabilir) yargılamaya devam ederek esas hakkında karar vermiştir. Yargıtay, bu durumu 'CMK 3. maddesine muhalefet' olarak değerlendirmiş ve hükmü bozmuştur. Bunun temel nedeni şudur: Hukuk sistemimizde her mahkemenin belirli bir görev alanı vardır. Bir fiilin hukuki niteliği ve ilgili kanun (burada HMK) tarafından öngörülen yargı yolu, davanın hangi mahkemede görüleceğini belirler. Eğer bir fiil, açıkça Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giriyorsa ve ceza mahkemesi (Sulh Ceza veya Asliye Ceza) bu davaya bakarsa, bu, 'görev' (madde bakımından yetki) kurallarına aykırı bir durum oluşturur. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevsiz mahkemenin verdiği karar hukuken yok hükmünde olmasa da, usulden bozulmayı gerektirir. Yargıtay, bu kararıyla, mahkemelerin görevli olmadıkları davalara bakamayacakları ve bu tür ihlallerin ciddi bir usul hatası olduğu ilkesini vurgulamıştır.